
Tutuklu HDP Diyarbakır Milletvekili
Nursel Aydoğan hakkında 2011 yılında Diyarbakır’da katıldığı basın
açıklamaları, yürüyüş ve cenaze töreni gerekçe gösterilerek açılan davanın
karar duruşması Diyarbakır 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görüldü.
2011 yılında katıldığı 5 ayrı eylem ve
etkinlik nedeniyle “Örgüt propagandası yapmak”, “Örgüt üyesi olmak” ve “2911
Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununa Muhalefet etmek” ile suçlanan
Aydoğan’ın 18 yıla kadar hapsi istendi.
Aydoğan’ın tutuklu olduğu Silivri
Cezaevi'nde SEGBİS üzerinden katıldığı duruşmada avukatlar da hazır bulundu
Yine HDP Milletvekili Altan Tan, HDP İl Eşbaşkanı Gülşen Özer ile çok kişi de
izleyici olarak duruşma salonuna geldi. Dava dosyasına gelen evrakların
ardından başlayan duruşmada, iddia makamı daha önce davanın esası hakkında
verdiği mütalaasını tekrarladı. Ardından söz alan Aydoğan, davanın esasına
karşı savunma yaptı. Halen milletvekili olduğunu, yasama dokunulmazlığının
devam ettiğine dikkat çeken Aydoğan, “Hukuksuz bir şekilde tutuklandım. Şu an
Türkiye'nin geleceği için çok önemli olan anayasa değişikliği Meclis Genel
Kurulu'nda görüşülüyor. Şu anda cezaevinde olduğum için Genel Kurul'daki
görüşmelere katılamıyorum, oy kullanamıyorum. Bu hak ihlalinin sona ermesini
istiyorum" dedi.
'CENAZELERE KATILDIĞIM İÇİN
YARGILANIYORUM'
Yaşamını yitiren PKK'lilerin cenaze
törenlerine ve yürüyüşlere örgüt çağrıları doğrultusunda değil Diyarbakır
milletvekili olduğu için katıldığını vurgulayan Aydoğan, partisinin planlaması
ve faaliyetleri doğrultusunda bu eylem ve etkinliklere katıldığını kaydetti.
Aydoğan, “Katıldığım etkinlikler üzerinden cezalandırılmamın istenmesi kabul
edilebilir bir şey değil. Cenazelere katıldığım için yargılanıyorum. Daha önce
cenazelere neden katıldığımı belirtmiştim. Siyasal iktidar kamuoyu üzerinden
baskı yaratmak ve algı oluşturmak için bu sürekli gündemleştiriyor. Yargı
siyasi iktidarın oluşturduğu bu baskı atmosferinden etkilenmemeli. Savcıdan
bana yönelik bu iddiasını geri çekmesine beklerdim" diye kaydetti.
Avukatın sorusu üzerine Aydoğan suçlama
konusu yapılan eylem ve etkinlerde dağılmaları ve eylemin yasadışı olduğu
yönünde polisin kendisini hiç uyarmadığını söyledi. Hakkında iddianameyi
hazırlayan dönemin özel yetkili savcısı Ahmet Karaca'nın "MİT TIR’ları"
ve "FETÖ" davalarından tutuklu olduğunu hatırlatan Aydoğan, "O
dönemde Diyarbakır'da hangi sokakta ne olmuşsa dakika dakika yazılıp benim
dosyama konulmuş. Davanın iddianamesi inanılmaz bir şekilde polis ve savcılık
tarafından doldurulmuş" diye belirtti.
Aydoğan, beraatını talep etti.
'AKP MİLLETVEKİLİ DE CENAZELERE KATILDI'
Ardından söz alan Aydoğan’ın avukat
Abdulkadir Güleç, Anayasa'nın 83. maddesine göre milletvekillerinin
yargılanamayacağı, sorgulanamayacağı ve gözaltına alınamayacağı yönünde bir
hüküm olduğunu belirterek, “Anayasa'ya eklenen geçici bir madde ile amir hüküm
olan bu madde kaldırılamaz. Yok hükmünde olan bu düzenleme ile Anayasa maddesi
kaldırılamaz. Müvekkilim hakkındaki iddianame de FETÖ'cüler tarafından
hazırlanmış. Bunun seçilmişlere dönük bir operasyon olduğu çok açık" dedi.
Yaşamını yitiren örgüt üyesinin
cenazesine katılmanın "örgüt üyeliği" sayılmasına değinen Güleç, Ak
Parti Diyarbakır Milletvekili Galip Ensarioğlu'nun da yaşamını yitiren örgüt
üyelerinin cenaze törenlerine katıldığını kaydetti. Ensarioğlu'nun katıldığı
cenaze törenleri ile ilgili "Evet katıldım. Bir kez değil bir kaç kez
katıldım. PKK'lilerin cenazesine CHP milletvekillerinin katıldığını da
biliyorum" dediğini aktaran Güleç, "Hani nerede kaldı yargı önünde
eşitlik. Cenazeye katıldığı için Ensarioğlu'na soruşturma açılıp açılmadığının
soruşturulmasını istiyoruz. Soruşturma açılmamışsa derhal müvekkilimin
beraatını talep ediyorum" diye vurguladı.
Avukat Devrim Barış Baran ise müvekkili
Aydoğan ile birlikte yargılanan ancak daha sonra dosyaları ayrılan sanıkların
yargılandıkları davada beraat ettiğini hatırlattı.
Yapılan savunmaların ardından,
mahkemenin son sözünü sorduğu Aydoğan, "Söylemem gerekenleri söylediğimi
düşünüyorum. Buna ekleyecek bir şeyim yok" dedi.
4 YIL 8 AY 7 GÜN CEZA VERİLDİ
Karar için duruşma ara veren mahkeme
heyeti kararını öğleden sonraya bıraktı. Aranın ardından mahkeme kararını
açıkladı. Aydoğan hakkında “Örgüt propagandası yapmak” ve “Toplantı Gösteri
Yürüyüşleri Kanununa Muhalefet etmek” suçlarından açılan kovuşturmanın
ertelenmesine karar verildi. Kararda, Aydoğan’ın katıldığı 5 ayrı basın
açıklaması, yürüyüş ve cenaze törenleri nedeniyle Aydoğan, “Örgüt üyesi olmamak
ile birlikte örgüt adına suç işlemek” suçundan 4 yıl 8 ay 7 gün hapis cezasına çarptırıldı.
Verilen cezanın ertelenmesine yer olmadığını yer verilen kararda, cezanın
infazı tamamlanıncaya kadar Aydoğan’ın seçme ve seçilme hakkından yoksun
bırakılmasına karar verildi.
Mahkemenin oy çokluğu ile verdiği
kararda, heyetin üyesi kadın hakim karşı oy kullandı. Hakimin karara karşı
verdiği karşı oyun gerekçesini şöyle açıkladı: “Sanık hakkında 23.04.2011,
04.05.2011, 16.05.2011, 18,05.2011, 22.05.2011 tarihli eylemleri nedeni ile
3713 Sayılı Yasa kapsamında propaganda ve 2911 Sayıl Yasanın 32/1 madde
kapsamında TCK’nın 314/3 ve 220/6 maddeleri yollamasıyla TCK’nın 314/2 maddesi
ile cezalandırılmasına yönelik dava açılmışsa da; sayılı eylemlerin 6352 sayılı
yasa kapsamına girmesinden dolayı subata ilişkin mahkememiz tarafından
değerlendirme yapılmayıp işin esasına girilmeden 6352 Sayılı gereğince erteleme
kararı verilmiş olup mahkememiz tarafından esas yönünden incelenmeyip suç
oluşturup oluşturmadığı değerlendirmeyen eylemler nedeniyle beraat kararı
verilmesi gerekirken, TCK’nın 200/6 maddesi gereğinde cezalandırılması yönünden
karar veren sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.” (DİHABER)