28 Temmuz 2017 Cuma

IŞİD'çiler Dışarıda Cumhuriyet Gazetesi Yazarları dahil Onlarca Gazeteci İçeride..!

Cumhuriyet gazetesi davasının ara kararının açıkladığı aynı gün Antepde devam eden IŞİD davasında 38 tutuklu sanık tahliye edildi. Buda aslında AKP iktidarının yandaşlarını nasıl koruyup kollandığını gösteriyordu
Cumhuriyet Gazetesi’ne dönük operasyonda tutuklanan 11’i yazar, çizer, muhabir ve avukat, biri de Twitter kullanıcısı 12 kişinin tutuklu bulunduğu 19 sanıklı Cumhuriyet Davası’nın ilk duruşmasının 5. günü İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam etti.
Duruşmada ilk olarak avukatların beyanları alındı.
Gazetecilerin avukatlarından Ali Rıza Dizdar dosyada kişilerin özgürlüğünün kısıtlanmasını gerektiren herhangi bir delil olmadığını belirterek tutuklu gazeteciler hakkında derhal beraat kararı verilmesini istedi. Mahkeme heyeti Dizdar’ın talebini beraat koşullarının oluşmadığını belirterek reddetti.
Avukatlardan İlkan Koyuncu ise “Biz buraya Norveç’ten gelmedik. Adalet fışkırsın diye beklemiyoruz. Ancak hukuksuzluktan da ölüyoruz. 9 aydır tutukluyuz” dedi.
Avukat Fehmi Demir de gazeteciler hakkında tahliye talebinde bulunarak, “Gazeteciler özgürlüklerinden yoksun kaldıktan 9 ay sonra nihayet kendilerini ifade etme ve yanıt verme olanağı bulmuşlardır. Bu sözde yargılamanın sonuna kadar tek bir söz söylenmese dahi, iddianamenin hukuki bir metin olduğunu söyleyecek tek kişi bulamayız” dedi.
‘Verin hepsin bize’
Mahkeme heyetine BM raporunun çevirisini sunan avukat Fikret İlkiz ise şunları söyledi:
Size BM raporu çevirisi sunuyorum. O raporda sözü geçenler bu salonda tutuklu olan arkadaşlarımız. 81 ülkenin tanıdığı bu konseyi tanıyoruz ve ne isterse yerine getirmeliyiz.Toplantıda 181 ülke bakana bu davayı sorabilir. Raporda bu tutuklama keyfidir denilirse o zaman bu başvuru doğrudan doğruya BM yüksek komiserliğine gider. Bu “şikayet” mekanizmasına, hakkı ihlal edilenler, insan hakları grupları ya da ihlal hakkında bilgisi bulunan kişi ve gruplar da başvurabilir. “Bu tutuklama keyfidir” denirse bu başvuru doğrudan BM İnsan Hakları Konseyi’ne yapılır. Konsey başvuruyu kabul ederse çalışma grubu oluşur. Bu çalışma sonucunda hangi ülke hükümeti olursa olsun yanıt vermek zorundadır.
Verin hepsini bize. Ne zaman isterseniz gelirler yine. Sabuncu çok izin yaptı, Günay’ın daha fazla cezaevi anısı olmasın, Ahmet Şık da daha fazla cezaevini mesken tutmasın. Verin hepsini.
Duruşmaya avukatların beyanlarının ardından ara verildi.
Savcı mütalaasını açıkladı
Aranın ardından avukatların taleplerine ilişkin mütalaasını açıklayan savcı gazeteciler Akın Atalay, Murat Sabuncu, Önder Çelik, Kadri Gürsel, Hakan Karasinir, Ahmet Şık’ın tutukluluk halinin devamını; Mustafa Kemal Güngör, Bülent Utku, Güray Öz, Turhan Günay ve Musa Kart’ın ise tahliyesini istedi. Savcı ayrıca Ahmet Şık’ın savunması hakkında da suç duyurusunda bulunulmasını talep etti.
7 tahliye, 5 tutukluluğa devam
Mahkeme heyeti ise savcı mütalaası sonrası vereceği aranın ardından ara kararını açıkladı.
Davayı yıl sonuna kadar bitirmeyi planladıklarını belirten mahkeme başkanı Güray Öz, Musa Kart, Bülent Utku, Hakan Kara, Önder Çelik, Turhan Günay, Kemal Güngör’ün tahliyesine, Akın Atalay, Kadri Gürsel, Murat Sabuncu Ahmet Şık ve Twitter’da “Jeansbiri” adlı hesabı kullanmakla suçlanan Ahmet Kemal Aydoğdu’nun tutukluğunun devamına karar verdiklerini açıkladı.
Mahkeme tutukluluğun devamı kararına ise “delillerin korunması ve deliller üzerinde baskı yapılmasının önlenmesi”ni gerekçe gösterdi.
Duruşmayı 11 Eylül’e ertelediklerini belirten mahkeme başkanı Can Dündar ve İlhan Tanır’ın dışındaki sanıkların duruşmalardan vareste tutulma taleplerini kabul ettiklerini açıkladı.
Mahkeme Can Dündar ve İlhan Tanır hakkındaki yakalama kararının devamına karar verdi. Mahkeme ayrıca savcının Ahmet Şık’ın savunması hakkındaki suç duyurusu talebini de kabul etti.
Mahkeme duruşmaların Silivri Ceza İnfaz Kurumları kampüsündeki duruşma salonuna alınmasına karar verdi.
Ahmet Şık’tan karar sonrası açıklama
Mahkeme heyetinin kararı sonrası duruşma salonunda konuşan Ahmet Şık şunları söyledi:
Bugün burada çıkan karar diyor ki size diz çöktüreceğiz. Şunu bilsinler, bütün zorbalar, tetikçileri bütün kurumları ve kişileri ve alçak ve haysiyet yoksunları organize kötülük örgütünün bütün elemanları bilsinler. Bugüne kadar sadece anne babamın elini öpmek için eğildim. Bundan sonra da öyle olacak.
Ahmet Şık’ın annesi: Oğlumu ve haklıları içeri tıkanlar, kendileri girecek içeriye
Kararın ardından adliye binası önünde açıklama yapıldı. Açıklamada konuşan Ahmet Şık’ın annesi Fatma Şık oğlunun tahliye edilmemesine tepki gösterdi.
“Gerçekler yerini bulacak, oğlumu ve haklıları içeri tıkanlar, kendileri girecek içeriye” diyen Fatma Şık şunları söyledi:
Şu Adalet Sarayı yazılı bina, adaletsizliklerin, çirkinliklerin, çirkefliklerin yeri… Kesinlikle adalet yok. Adalet satılmış. Burası hukuk devleti değil guguk devleti. Eğer burası hukuk devleti olsaydı benim oğlum, diğer Cumhuriyetçiler içerde olmazdı. Haksızlar, hırsızlar dışarıda, benim oğlum içeride. Bu ilk değil. Ama dimdik ayaktayım. Gıpta ediyorum, öyle bir evlat yetiştirdiğim için. Gerçekler yerini bulacak, oğlumu ve haklıları içeri tıkanlar, kendileri girecek içeriye. 2011’de de Zekeriya Öz’ler, diğer kaçanlar… 38 tane şikayet eden hakim, savcı vardı. Bugün 8’i firarda, 30’u FETÖ’culuktan içeride. Hepsi Allah kahretsin. Yaşasın adalet, özgürlük…”
Adliye önünde açıklama
Cumhuriyet Gazetesi Davası Koordinasyonu da duruşma devam ederken adliye binası önünde açıklama yaptı. “Özgür basın susturulamaz”, “Gazetecilere özgürlük” dövizleri taşındığı açıklamada konuşan PEN Türkiye Temsilcisi Burhan Sönmez, davanın “sirk panayırından farkı” olmadığını belirterek, “Türkiye gazetecilerin yargılandığı en büyük açık cezaevidir. Bu dava ile cumhuriyet kıyımı yaşanıyor” dedi.
Koordinasyon adına basın açıklamasını yapan Ceyda Karan ise gazeteciliğin, hakikatın yargılandığını belirterek, “Yaşanılan esaret ve ağır ceza tehditleri, arkadaşlarımızın enselerini ve yüreklerini karartmamış aksine dimdik ayakta tutmuştur” dedi.
Gazetecilerin boyun eğmediğini vurgulayan Karan, iktidarın kendine biat eden gazeteciler istediğini söyledi.
Karan şöyle devam etti:
Arkadaşlarımız, iktidarın önünde el pençe duran gazeteci müsfetteleri ile haklı ve haksızı ayıran, aydınlık ve karanlığın uzlaşmaz ve büyük olduğunu dosta düşmana gösterdi.
Ya bugün artık sadece bir avuç iktidar yalakasının inanırmış gibi yaptığı zulüm son bulacak ve adalet için yeni bir sayfa açılacak ya da 271 gündür yaşatılan bu zulüm devam edecek ve adalet müessesi kendi cenazesinin namazını kılacak. Yapılacak tercihi hepimiz göreceğiz.
İlk dört gün savunmalar alındı
Davanın dün görülen duruşmasında gazetenin eski yayın yönetmeni ve yazarı Aydın Engin, Cumhuriyet Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Erinç ve Hikmet Çetinkaya savunmalarını yapmıştı.
Aydın Engin savunmasında “Engin ise “Böyle bir iddianame ile sanık olmamız hukuk adına utanç veriyor” derken, Orhan Erinç ise savunmasında “Bir gazetenin yayın politikasının değişikliğini sorgulamak ceza mahkemelerinde yapılmaz” ifadelerini kullanmıştı.
Ardından ise gazetecilerin avukatları söz alarak iddialara yanıt vermişti.
Duruşmanın ilk üç gününde ise Cumhuriyet Genel Yayın Yönetmeni Murat Sabuncu, Cumhuriyet İcra Kurulu Başkanı Akın Atalay, Cumhuriyet Vakfı Yönetim Kurulu üyeleri Bülent Utku, Önder Çelik, Cumhuriyet Vakfı Danışma Kurulu Üyesi Avukat M. Kemal Güngör, Okur Temsilcisi Güray Öz, köşe yazarları Kadri Gürsel, Hakan Kara, Kitap Eki Genel Yayın Yönetmeni Turhan Günay, muhabir Ahmet Şık, çizer Musa Kart, gazetenin eski muhasebe müdürü Bülent Yener ve halefi Günseli Özatalay ve Twitter’da Jeansbiri adlı hesabı kullanmakla suçlanan Ahmet Kemal Aydoğdu iddianamede yer alan suçlamalara yanıt verdi.
Davada gazeteciler “FETÖ/PDY ve PKK/KCK örgütlerine üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek” ve “FETÖ propagandası yapmak” iddialarıyla yargılanıyor.
Başsavcı Vekili Mehmet Akif Ekinci ve Cumhuriyet Savcısı Yasemin Baba tarafından hazırlanan iddianamede, Can Dündar “bir numaralı şüpheli” olarak gösteriliyor.
İddianamede Can Dündar’ın 2013 yılında gazetenin başına geçmesi ile birlikte “gazetenin kuruluş amaç ve hedeflerinin dışına çıkarak farklı bir yörüngeye oturduğu” öne sürülüyor..
Aynı gün Cumhuriyet Gazetesi davasında ara karar verildi. Mahkeme heyeti, Akın Atalay, Murat Sabuncu, Kadri Gürsel ve Ahmet Şık’ın tutukluluklarının devamına karar verirken, 7 gazeteci tahliye edildi.
DELİLLERİ KARARTMA ŞÜPHESİ
Ara kararda, Atalay, Sabuncu, Gürsel ve Şık’ın tutukluluğunun devamına, “ delillerin korunması ve deliller üzerinde baskı yapılmasının önlenmesi” gerekçe gösterildi.
Kararda, “Dosyada ileri sürülen eylem şekilleri ve belgelerin delil olarak bir bütün halinde değerlendirilmesindeki hukuki gereklilik ve Cumhuriyet Vakıf Senedi üzerindeki illiyetleri ile denetim görev ve sorumlulukları ve bu ilkelerden ayrılma çerçevesinde yardım suçunun ana hareket noktasının oluşabildiği hususu dikkate alındığında, kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin varlığının kabul edildiği” belirtildi.
TANIĞA BASKI YAPMA ŞÜPHESİ
Ara kararda, sanıklar hakkındaki yargılama kapsamında, “Dinlenmeyen sanıklar ve bir sonraki celse dinlenmesi planlanan tanıklar” olduğu belirtildi. Kararda, Ceza Muhakemeleri Yasası’nda “Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma”yı düzenleyen 100/2-b-2 fıkrası uyarınca, tutukluluğun devamına karar verildiği belirtildi.
Ara kararda, “Dava yönünden delillerin korunması ve deliller üzerinde baskı yapılmasının önlenmesi” tutukluluğun devamının gerekçesi olarak belirtildi.
KADRİ GÜRSEL: KUVVETLİ SUÇ ŞÜPHESİ
Ara kararda, gazeteci Kadri Gürsel hakkındaki tutuklama gerekçeleri arasında, Gürsel’in, “görevi ve görev yaptığı süreye göre olağanın dışında sayıda bylock sahibi olan kişiler ile görüştüğü” gerekçesiyle, kuvvetli suç şüphesi de yer aldı.
Davada yargılanan Ahmet Kemal Aydoğdu’nun da aleyhine ifade veren tanık üzerinde baskı yapabileceği gerekçesiyle, tutukluluğunun devamına karar verildiği belirtildi.