23 Şubat 2017 Perşembe

‘Nasıl diye sorma, kardeşin çok kötü şekilde katledildi’

Mehtap Tekin, 15 Temmuz darbe girişiminden sonra bayrağını alıp günlerce sokakta darbeye karşı gösteri yaptı. O, ülkenin geleceği için, Hava Harp Okulu’nda okuyan kardeşi için demokrasiye inanıyordu. Darbe girişimi gecesi Yalova’da eğitim kampında olan kardeşinin hayatından bir saniye bile endişe etmedi. Ta ki kardeşinin okul arkadaşının annesi, çocuğunun tutuklandığını söyleyene kadar.
O andan sonra içine bir kurt düştü. Ailesi ile birlikte günlerce kardeşi Murat Tekin’i aradı. Günler geçmesine rağmen kardeşine bir türlü ulaşamıyorlardı. Yine de ölüm hiç aklına düşmedi. On bir günün sonunda aranmayan tek yer kalmıştı. İstemeye istemeye morgun telefonunu tuşladı. Arayışı orada son buldu.
İstanbul Adli Tıp morgunda bulduğu kardeşinin cansız bedenini tanıyamadı. En son 9 Temmuz’da sarılıp öperek uğurladığı Murat Tekin’in gözleri, kafası şişlenmiş, vücudunun her yanı ise bıçak, kılıç, sopa darbeleri ile doluydu. Şimdi kardeşinin katillerinin adalet önünde hesap vermesini isteyen bir ablanın hikayesini okuyacaksınız.
‘TESLİM ETTİĞİNİZ OKUL HAİN ÇIKTI’
9 Temmuz akşamı kardeşini son kez İzmir’de gören Mehtap Tekin, 15 Temmuz darbe girişiminin ardından kardeşinden haber almamasına rağmen hiç şüphelenmemiş.
“Kardeşim 13 Temmuz akşamı Yalova’ya eğitim kampına gitti. O kampta telefon, bilgisayar, her türlü iletişim aracı kullanmak yasak. Liseden beri kardeşim askeriyenin bu kamplarına katılırdı. Biz 15 Temmuz’dan sonra hiç şüphelenmedik. Kardeşimin kampta olduğunu düşündük. Hatta ben 5 gün boyunca bayrağımı alıp sokağa çıktım. Protestolara katıldım. O arada kardeşimle aynı okulda olan arkadaşının tutuklandığını öğrendik. Sonra kardeşime ulaşamayınca İstanbul’a gittik. Önce bize hiç hayatını kaybeden asker olmadığını söylediler. Okula gittik. Okulda polisler bekliyordu. Kardeşimi sorduğumuzda polisler bize ‘ teslim ettiğiniz okul hain çıktı’ dedi. Kötü muamele ederek bizi geri gönderdiler.”
‘KARDEŞİMİN GÖZLERİNE ŞİŞ SOKMUŞLAR’
Tekin ailesi 11 gün her yerde arayıp bulamadığı çocuğunu en son çare olarak adli tıpta aramaya başladı ve kötü haber İstanbul Adli Tıp’tan geldi. Mehtap Tekin, ilk önce kardeşinin adını listede bulamayınca rahatladı ama isimsiz asker cenazelerini teşhise çağrıldı.
“11. günün sonunda tek bakmadığımız yer olan adli tıbba baktık. Ben aradım önce kardeşimin adı listede çıkmadı. Rahatladım. Ama isimsiz asker cenazeleri olduğunu söyleyip teşhise çağırdılar. Dayım ve babam gitti. Ne yazık ki kardeşimi orada bulduk. Kardeşimin yüzü tanınmaz haldeydi. Adli tıp raporuna göre boğularak öldürülmüş. Ama vücudunda özellikle de kafasında ezici, kesici, delici aletlerle açılmış yaralar vardı. Kemiklerinde de kırıklar vardı. Kafası, gözleri delici aletlerle darp edilmiş. Yani şiş sokmuşlar. Kardeşim insanlık dışı bir linçle, işkence ile hayatını kaybetmiş.”
‘BU GECE GÖRECEĞİNİZ EN GERÇEKÇİ TATBİKATA KATILIYORSUNUZ’
Mehtap Tekin, kardeşinin başına gelenlerden sonra o gece neler olduğunu anlamak için araştırmalara başlamış ve herkese ulaşmaya çalışmış.
“ Kardeşim öldürüldükten sonra neler olduğunu araştırmaya başladım. Yalova’da kampta o gece orada olanlardan birine neler olduğunu sordum. O da bana saat 22.00 gibi komutanları öğrencileri yattığı çadırdan kaldırarak ‘ bu gece göreceğiniz en gerçekçi tatbikata katılıyorsunuz. Terörist saldırı var, canlı bomba var.’ demiş. Çocukların silahlarına mermi doldurup otobüse bindirmişler. Soru sormaya çalışanları da susturmuşlar. Yalova’dan İstanbul’a o katliam köprüsüne götürmüşler. Daha köprünün başında köprüde toplanan halk otobüse taş atmaya başlamış ve otobüsü yakmışlar. Çocuklar da mecburen otobüsten inmişler. Murat ve dört arkadaşı halkın içinde kalmış. Diğerleri polisin yanına götürülmüş. Çocuklar silahlarını yere bırakıp öğrenci olduklarını söylemiş ve halkın arasına girmiş. Hiç kimseye silah doğrulmamışlar. Ama yine de kardeşim böylesine her şeyden habersiz ve silahsızken işkence ile öldürülmüş. Kardeşimle birlikte olanlardan biri daha hayatını kaybetti. Diğerlerini de öldü sanıp bırakmışlar. Birinin yaşadığı morgda anlaşıldı. Biri gözünü kaybetti. Biri de ağır yaralıydı.”
‘NASIL DİYE SORMA KARDEŞİN ÇOK KÖTÜ ŞEKİLDE KATLEDİLDİ’
15 Temmuz darbe girişimi gecesinde sonradan adı 15 Temmuz Şehitler Köprüsü olarak değiştirilen Boğaziçi Köprüsü’nde içinde Murat Tekin’in de olduğu bir video sosyal medya paylaşım sitelerine düştü. O videoda askeri okul öğrencilerinin otobüsle geldiği ve silahlarını bırakıp indikleri görülüyor. Murat Tekin’in son anları da böylece kameralarla kayıtlara geçiyor.
Mehtap Tekin, kardeşinin katillerini bulmak için sosyal medyada mesajlar yayınlamış ve çok ilginç geri dönüşler almış.
“ Twitter’a kardeşimin resmini koydum ve vicdanı olan insanlara seslendim. ‘o gece kardeşime neler olduğunu gören, bilen varsa bana ulaşsın.’ Dedim
Bu mesajdan sonra Mehtap Tekin’e bir kişi geri döndü ve şöyle bir mesaj attı:
“Ben o gece arkadaşlarımla toplanıp köprüye gittim. Ben de çok kızmıştım askerlere, ama oraya gittiğimde senin kardeşini gördüm. Ona saldırıyorlardı. Engel olmak istedim ama olamadım. Neler olduğunu sorma kardeşin çok kötü şekilde katledildi. Benim de vicdanım hiç rahat değil sana bu yüzden yazıyorum”
Bu mesajın ardından sosyal medyadan bu işin takipçisi olamaya başlayan Mehtap Tekin gelen bilgilerle askerleri öldürdüğünü söyleyen hesaplara ulaştı.
“ Sosyal medyadan çok desteklendim. İnsanlar çevrelerinde o gece köprüye gidip, şiddete karışan tanıdıklarının bilgilerini bana göndermeye başladı. Mesela bir kadın eski erkek arkadaşının daha 15 Temmuz’dan önce silahlandığını ve o gece köprüye gittiğini söyledi. Sonra kendi hesaplarında asker kolu kestim, öldürdüm diyen kişilere ulaştım. 11 kişi tespit ettim. Bunlar hakkında savcılık da suç duyurusunda bulundum ama hiçbir şey olmadı. Bazıları şimdi hesaplarını kapattı, sakallarını kesti, paylaşımlarını sildi ama ben hala onların kim olduğunu biliyorum.”
‘DEVLET CENAZE NAMAZI KILDIRMAYA İZİN VERMİYOR’
Tekin ailesi hukuki haklarını aramak için iki tane şikayet dilekçesi vermiş ama her seferinde takipsizlik kakarı ile karşılaşmış. Mehtap Tekin takipsizlik kararlarına rağmen hukuki mücadelesine devam ediyor.
“Avukatımız da var iki kere tespit ettiğimiz bu 11 kişi hakkında ve olayla ilgili suç duyusunda bulunmamıza rağmen hiçbir olumlu cevap alamadık. Şimdi üçüncü kere dilekçe verdik. Bu da takipsizlikle sonuçlanırsa, Anayasa Mahkemesi’ne, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) gideceğiz.”
Chang.org’da da bir kampanya başlatan Mehtap Tekin, kardeşinin katillerinin bulunması ve itibarının iade edilmesi için imza topluyor.
“Kampanya çok iyi gidiyor. Herkes destek oluyor. Kardeşimin katilleri bulunsun ve hesap versin istiyoruz. Bir de itibarının iade edilmesini istiyoruz. Kardeşimin cenazesini aldığımızda bize cenaze hizmeti bile vermediler. Ben cenaze namazı okuması için imam bulamadım. Hiçbir imam gelmek istemedi. En son bir imamla tartıştım. Düşmana bile bu yapılmaz dedim. O da bana ‘devlet izin vermiyor’ dedi. Biz kardeşimi bu koşullar içinde son yolculuğuna uğurladık. Sosyal medyadan tehditler de alıyorum. Ama hiç umursamıyorum. Biz sesimizi duyurmaya çalışıyoruz ve ben bunun için mücadele etmeye de devam edeceğim.”