12 Mart 2017 Pazar

AKP BATILI EMPERYALİSTLERE KABADAYI ÇIKIŞININ ALTINDA BAŞKANLIK REFERANDUMU YATIYOR..!

  15 yıllık yıkım ve talanın ardından AKP'nin izlemiş olduğu politika gelinen durumda her alanda sos vermeye başladı. Bir dönemler her ağzını açtığında AB,batı değerleri vb dem vuran Erdoğan ve şürekası gelinene durumda Batıyı "faşist ve Nazizmin, yeniden hortladığı" ülkeler olarak görmeye başladı. Yani al gülüm ver gülüm döneminin sonuna gelindi. Karşılıklı çıkar ilişkileri yerini çatışmaya bıraktı. ABD-AB desteğiyle Kemalistleri geriye iterek iktidar olan AKP,şimdi iktidarının ömrünü uzatmak için başkanlık referandumunu halka onaylatmak için Batıyla köprüleri attığı havası yaratmaya çalışarak kolay yoldan yoluna devam etmek istiyor.
Kasımpaşa kabadayılığı ve ilkel milliyetçilikle yol almaya çalışan Erdoğan'ın başında bulunduğu AKP iktidarının, 15 yıllık yıkım ve talanın ardından yolun sonunun görünmeye başlamasıyla tümden yoldan çıktı.
‘Büyük devlet temsilcisi’ pozlarındaki bir dış işleri bakanı düşünün ki -tanımın gerçek anlamıyla- çapsız kasaba politikacısı gibi, kabadayı ağzıyla diplomatik çıkışlarda bulunuyor. Ellerinde patlamaya doğru giden referandum çalışması uğruna, Hitler özentisiyle birlikte kendilerini bütün dünyaya rezil rüsva ediyorlar.
Bu ilkesiz, dengesiz, rüzgara göre yelken açan, irtifa kaybını hızlandıran kara vurmuş yeni Osmanlıcı dış politika çıkışlarının yarattığı sonuçları, içeride de baştan yenik girdikleri referandum öncesi, bölünen ilkel-faşist kör milliyetçiliği yeniden kendi etraflarında toplamanın zemini haline getirmek istiyorlar. On yıllardır yürüttükleri mağdur edebiyatıyla kendilerine yedekledikleri yığınları, şimdi “Batı bizi çekemiyor, büyüklüğümüzü hazmedemiyorlar” vb.edebiyatıyla etraflarında tutma telaşındalar.
Ülke içinde ‘ben yaptım oldu’ misali antidemokratik-kanlı icraatlarının, uluslararası ilişkilerde de geçerli olacağı hayalciliğiyle “ben gelirim kimse engelleyemez” efelenmeleri sonucu, burunlarının üstüne darbe yemiş boksör gibi sersemlemiş durumdalar. Özcesi, AB ülkelerinde at koşturmayı, Afrika ülkelerindeki gibi yapamayacakları gerçekliğiyle karşı karşıya kalmış oldular.
Anlaşılan bunlar bir zamanlar AB ülkelerinde kırmızı halılarla karşılanan Kaddafi gibilerinin başına gelenlerden de ders çıkarmış değiller. Ekonomik, askeri, diplomatik ilişkilerde çeşitli şantajlarla her istediklerinde elbise değiştirir gibi bir kutuptan, diğer kutba yanaşamayacaklarını bilmiyormuş gibi davranıyorlar. Fakat emperyalist efendiler de çeşitli vesilelerle, bağımlılık ilişkisinden doğan sonucu kendilerine hatırlatan, bu gerçekliğin altını çizen hamleler yapmaktan geri durmuyorlar.
Batılı emperyalistlerle, Rusya-Çin blokunun rekabetinde, nüfuz ve egemenlik çatışmasının fiili savaşları da içeren düzeyde yaşandığı bir kesitte, Türkiye’nin Rusya’yla cilveleşmesini artırması gibi etkenler de işin içine giriyor. Bölge dengeleri, güç ve ittifak ilişkileri, çatışma alanları üzerinden yeniden kurulan oyun içerisinde Türkiye’nin atraksiyonlarıyla birlikte düşünmek gerekiyor gelişmleri.
Öte yandan ‘diplomasi krizi’ olarak patlak veren bu tablo üzerinden, AB ülkelerinde de “yabancı düşmanlığı” temelinde politika yapan faşist ırkçı güçler, meseleyi puan toplamanın, milliyetçiliği derinleştirmenin bir kaldıracı haline getirmeye çalışıyorlar. AKP iktidarıyla, ırkçılıklarını-şovenistliklerini tokuşturan bir zemin çıkarıyorlar ortaya.
Dolayısıyla AB ülkelerinin bu hamlelerinin atfedilen ‘Avrupa değerleriyle’ falan bir alakası yok. Emperyalist ABde ikiyüzlülük yapıyorlar. Bu döenmde Cizre, Sur, Silopi vb.gibi Kürt kentleri devlet tarafından herkesin gözü önünde içindeki insanlarla birlikte yakılıp, yıkılırken, insanlar vahşice katledilirken, milletvekilleri, bakanlar seçildikleri bölgelere giremezken, belediyeler, muhalif medya gasp edilirken, HDP’li vekiller, muhalif aydın, gazeteci, akademisyenler işsizliğe mahkum edilip, tutuklanırken… seyredenler, ve bu faşist kirli savaşı uygulayan AKP iktidarını desteklemeye devam edenler ancak şimdilerde vicdanlarını temizlemek için göstermelik çıkışlarda bulunma ihtiyacı duyuyorlar.

Bugünlerde batılı emperyalistler tarafından, BM’nin Kürt illerine dönük ‘dehşet raporu’, AB’nin kimi yardımları durdurması, kimi ülkelerin AKP’lilerin emrivaki referandum seyahatlerini engellemesi vb.gibi peş peşe gelen hamleler, bunlar nezdinde Erdoğan’ın iktidar savaşında her yolu denemekten geri kalmayacağını ve batılı emperyalistlerle çıkar ilişkilerinin yeni bir döneme evrileceğini gösteriyor..