11 Mart 2017 Cumartesi

Cumartesi Anneleri: Ali Kırlangıçlı ve Nazım Babaoğlu'nun akıbetini sordu...!

Cumartesi Anneleri, Galatasaray Meydanı'nda gerçekleştirdikleri oturma eyleminde gözaltında kaybedilen Ali Kırlangıçlı ve Nazım Babaoğlu'nun akıbetini sordu.
Eylemde ilk sözü gözaltında kaybedilen Hayrettin Eren'in kardeşi gazeteci Faruk Eren aldı. Özgür Gündem gazetesinin Urfa Muhabiri olan Nazım Babaoğlu'nun haber için gitiği Siverek'ten bir daha dönmediğini hatırlatan Eren, Musa Anter, Hrant Dink, Metin Göktepe ve daha bir çok gazetecinin de "faili belli" cinayetler sonucu katledildiklerini söyledi.
Özgür Gündem gazetesine yönelik baskıların AKP iktidarın döneminde de devam ettiğini belirten Eren, gazetenin Yazıişleri Müdürü İnan Kızılkaya'nın hala tutuklu olduğunu, gazete ile dayanışma içerisinde olan aydın, yazar, gazeteci ve bilim insanlarına da ardı ardına cezalar verildiğini söyledi. "İktidarın istediği gibi yazmayan, göstermeyen basın baskı altında, kapatıldı, çalışanları tutuklandı" diyen Eren, onlarca gazetecinin tutsak olduğunu anımsattı. Eren, "Barış ve özgür bir ülke istiyoruz" dedi, bunun için gerçekleri yazmaya devam edeceklerini vurguladı.
"Ben oğlumla dolandırıldım" diyen Hanife Yıldız, oğlu Murat Yıldız'ın kendi elleriyle ifadesinin alınması karakola götürdüğünü hatırlattı. Elinde oğlunun en son hali olan resmi gösteren Yıldız, "Bu sizin için hiçbir şey olabilir ama benim ciğerim" dedi. Oğlu gözaltına alındıktan sonra polis ve savcı ile yaptığı görüşmelerde "Oğlun kaçmış işte bir gün çıkar gelir" dendiğini hatırlatan Yıldız, "Devlet bana 22 yıl önce yalan söyledi. Savcı 22 yıl önce yalan söyledi. Ben 22 yıldır yol bekliyorum. Ben bu devletin adaletine saygı gösterip güvendim ama kandırdılar beni. Ne yazık ki, ne saygı gösterilecek bir adalet, bir savcı, ne de bir devlet var. Savcılar sadece ülkeyi yönetenlerin savcılığını yapıyorlar, bizim değil" dedi.
Bugün Berkin Elvan'ın ölüm yıldönümü olduğunu hatırlatan Hanife Yıldız, "Siz bütün anaları ağlattınız, evlatlarıyla yok saydınız" dedi.
İbrahim Kırlangıç, kardeşi Ali Kırlangıç'ın düşüncelerinden dolayı sürekli olarak devletin hedefinde olduğunu belirtti. 24 yıl önce kaybedilen kardeşin ölü ya da diri olduğuna dair bir bilgi alamadıklarını söyleyen Kırlangıç, "Onu öldürebilirler ama siyasi kimliği ve düşüncelerini yok edemediler" dedi. Kırlangıç, tüm kayıpların bulunması için mücadelelerini sürdüreceklerini vurguladı.
Haftanın açıklamasını Hatice Onaran okudu. Devletin, gözaltında kayıp iddialarını araştırma ve soruşturma görevini yerine getirmediğini söyleyen Onaran, "Maddi gerçeği karanlıkta bırakarak hafızamızdan silmek istiyor. Gözaltında kaybetme suçunu dokunulmazlık zırhıyla cezasız bırakarak adalete ulaşmamızı engelliyor" dedi.
Onaran, Kırlangıçlı'nın gözaltında kaybedilmesinden; dönemin İstanbul Emniyet Müdürlüğü Özel Harekât Şube Müdürü İbrahim Şahin, İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürü Reşat Altay, İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Operasyon Müdürü Şefik Kul, İstanbul Emniyet Müdürü Necdet Menzir, İstanbul İstihbarat Şube Müdürü Hanefi Avcı, İstanbul Valisi Hayri Kozakçıoğlu'nun sorumlu olduğunu belirtti.
Kırlangıçlı'yı gözaltında kaybeden hukuksuzluk ve cezasızlık ikliminin sorumlularının ise dönemin Emniyet Genel Müdürü Yılmaz Ergün, İnsan Haklarından Sorumlu Devlet Bakanı Mehmet Kahraman, İçişleri Bakanı İsmet Sezgin, Başbakan Süleyman Demirel ve Cumhurbaşkanı Turgut Özal olduğunu belirten Onaran, "Ali Kırlangıçlı'nın akıbeti açıklansın, kaybedenler ve kaybetme iklimini yaratanlar yargılansın. Ceza adaleti sağlansın" dedi.
NE OLMUŞTU?
Birleşmiş Milletlerce 'İnsan Hakları Yılı' ilan edilen 1993 Türkiye için suikastlerin, yargısız infazların, gözaltında kayıpların ve katliamların peş peşe geldiği bir yıl oldu. Hukuksuzluğun adeta temel kural haline geldiği bu dönemde İstanbul'da onlarca eve yapılan polis baskınlarında sağ yakalanabilecek insanlar kıstırıldıkları evlerde vahşice infaz edildi.
Bu katliamlardan biri de 6 Mart 1993 tarihinde Kartal/ Esentepe'de gerçekleşti. Evde bulunan 5 kişi taranarak öldürüldü. Aynı operasyonun devamında, polisler Fatih'te bulunan bir eve de baskın yaptı ve evde bulunan beş kişiyi gözaltına aldı.
Ali Kırlangıçlı 7 Mart 1993 tarihinde saat 11.00'e doğru Fatih'teki bu eve gitti. Gittiği eve karakol kuran polisler tarafından gözaltına alındı. Aynı operasyon kapsamında gözaltına alınan otuz kadar kişinin gözaltı kaydı yapıldı ama Ali Kırlangıçlı'nın gözaltı kaydı yapılmadı. Bu tarihten sonra kendisinden bir daha haber alınamadı.
Yakın akrabaları olan Avukat Kemal Kırlangıç aile adına girişimlerde bulunduysa da kendisine henhangi bir bilgi verilmedi. İnsanlığa karşı işlenen bu suç ceza hukuku alanından kaçırıldı. Ali Kırlangıçlı'ın akıbeti karanlıkta bırakıldı ve failleri korundu.
2010 yılında Hanefi Avcı'nın 'Haliç'te Yaşayan Simonlar' adlı kitabı piyasaya çıktı. Kitapta Kartal/Esentepe'de 6 Mart 1993 tarihinde gerçekleşen ev infazını planlayan kişinin dönemin İstanbul İstihbarat Şube Müdürü Hanefi Avcı olduğu kendi beyanıyla açığa çıktı. Savcı Olay Tutanağı, Adli Tıp Raporu, Olaylı Yakalama Ev Arama ve Zapt Etme Tutanağı'nda Kartal/Esentepe'deki evde öldürülen kişi sayısı beş iken, Hanefi Avcı kitabında bu operasyonda altı kişinin öldürüldüğünü yazdı. Bahsi geçen altıncı kişinin aynı operasyon kapsamında Fatih'te gözaltına alınan ve hiçbir resmi evrakta ismi geçmeyen Ali Kırlangıçlı olup olmadığına ilişkin henüz bir resmi açıklama yapılmadı.