
Cumartesi Anneleri, Galatasaray Meydanı'nda
gerçekleştirdikleri oturma eyleminde gözaltında kaybedilen Ali Kırlangıçlı ve
Nazım Babaoğlu'nun akıbetini sordu.
Eylemde ilk sözü gözaltında kaybedilen Hayrettin
Eren'in kardeşi gazeteci Faruk Eren aldı. Özgür Gündem gazetesinin Urfa
Muhabiri olan Nazım Babaoğlu'nun haber için gitiği Siverek'ten bir daha
dönmediğini hatırlatan Eren, Musa Anter, Hrant Dink, Metin Göktepe ve daha bir
çok gazetecinin de "faili belli" cinayetler sonucu katledildiklerini
söyledi.
Özgür Gündem gazetesine yönelik baskıların AKP
iktidarın döneminde de devam ettiğini belirten Eren, gazetenin Yazıişleri
Müdürü İnan Kızılkaya'nın hala tutuklu olduğunu, gazete ile dayanışma
içerisinde olan aydın, yazar, gazeteci ve bilim insanlarına da ardı ardına
cezalar verildiğini söyledi. "İktidarın istediği gibi yazmayan,
göstermeyen basın baskı altında, kapatıldı, çalışanları tutuklandı" diyen
Eren, onlarca gazetecinin tutsak olduğunu anımsattı. Eren, "Barış ve özgür
bir ülke istiyoruz" dedi, bunun için gerçekleri yazmaya devam edeceklerini
vurguladı.
"Ben oğlumla dolandırıldım" diyen Hanife
Yıldız, oğlu Murat Yıldız'ın kendi elleriyle ifadesinin alınması karakola
götürdüğünü hatırlattı. Elinde oğlunun en son hali olan resmi gösteren Yıldız,
"Bu sizin için hiçbir şey olabilir ama benim ciğerim" dedi. Oğlu
gözaltına alındıktan sonra polis ve savcı ile yaptığı görüşmelerde "Oğlun
kaçmış işte bir gün çıkar gelir" dendiğini hatırlatan Yıldız, "Devlet
bana 22 yıl önce yalan söyledi. Savcı 22 yıl önce yalan söyledi. Ben 22 yıldır
yol bekliyorum. Ben bu devletin adaletine saygı gösterip güvendim ama
kandırdılar beni. Ne yazık ki, ne saygı gösterilecek bir adalet, bir savcı, ne
de bir devlet var. Savcılar sadece ülkeyi yönetenlerin savcılığını yapıyorlar, bizim
değil" dedi.
Bugün Berkin Elvan'ın ölüm yıldönümü olduğunu
hatırlatan Hanife Yıldız, "Siz bütün anaları ağlattınız, evlatlarıyla yok
saydınız" dedi.
İbrahim Kırlangıç, kardeşi Ali Kırlangıç'ın
düşüncelerinden dolayı sürekli olarak devletin hedefinde olduğunu belirtti. 24
yıl önce kaybedilen kardeşin ölü ya da diri olduğuna dair bir bilgi
alamadıklarını söyleyen Kırlangıç, "Onu öldürebilirler ama siyasi kimliği
ve düşüncelerini yok edemediler" dedi. Kırlangıç, tüm kayıpların bulunması
için mücadelelerini sürdüreceklerini vurguladı.
Haftanın açıklamasını Hatice Onaran okudu. Devletin,
gözaltında kayıp iddialarını araştırma ve soruşturma görevini yerine
getirmediğini söyleyen Onaran, "Maddi gerçeği karanlıkta bırakarak
hafızamızdan silmek istiyor. Gözaltında kaybetme suçunu dokunulmazlık zırhıyla
cezasız bırakarak adalete ulaşmamızı engelliyor" dedi.
Onaran, Kırlangıçlı'nın gözaltında kaybedilmesinden;
dönemin İstanbul Emniyet Müdürlüğü Özel Harekât Şube Müdürü İbrahim Şahin,
İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürü Reşat Altay, İstanbul
Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Operasyon Müdürü Şefik Kul, İstanbul
Emniyet Müdürü Necdet Menzir, İstanbul İstihbarat Şube Müdürü Hanefi Avcı,
İstanbul Valisi Hayri Kozakçıoğlu'nun sorumlu olduğunu belirtti.
Kırlangıçlı'yı gözaltında kaybeden hukuksuzluk ve
cezasızlık ikliminin sorumlularının ise dönemin Emniyet Genel Müdürü Yılmaz
Ergün, İnsan Haklarından Sorumlu Devlet Bakanı Mehmet Kahraman, İçişleri Bakanı
İsmet Sezgin, Başbakan Süleyman Demirel ve Cumhurbaşkanı Turgut Özal olduğunu
belirten Onaran, "Ali Kırlangıçlı'nın akıbeti açıklansın, kaybedenler ve
kaybetme iklimini yaratanlar yargılansın. Ceza adaleti sağlansın" dedi.
NE OLMUŞTU?
Birleşmiş Milletlerce 'İnsan Hakları Yılı' ilan edilen
1993 Türkiye için suikastlerin, yargısız infazların, gözaltında kayıpların ve
katliamların peş peşe geldiği bir yıl oldu. Hukuksuzluğun adeta temel kural
haline geldiği bu dönemde İstanbul'da onlarca eve yapılan polis baskınlarında
sağ yakalanabilecek insanlar kıstırıldıkları evlerde vahşice infaz edildi.
Bu katliamlardan biri de 6 Mart 1993 tarihinde Kartal/
Esentepe'de gerçekleşti. Evde bulunan 5 kişi taranarak öldürüldü. Aynı
operasyonun devamında, polisler Fatih'te bulunan bir eve de baskın yaptı ve
evde bulunan beş kişiyi gözaltına aldı.
Ali Kırlangıçlı 7 Mart 1993 tarihinde saat 11.00'e
doğru Fatih'teki bu eve gitti. Gittiği eve karakol kuran polisler tarafından
gözaltına alındı. Aynı operasyon kapsamında gözaltına alınan otuz kadar kişinin
gözaltı kaydı yapıldı ama Ali Kırlangıçlı'nın gözaltı kaydı yapılmadı. Bu
tarihten sonra kendisinden bir daha haber alınamadı.
Yakın akrabaları olan Avukat Kemal Kırlangıç aile
adına girişimlerde bulunduysa da kendisine henhangi bir bilgi verilmedi.
İnsanlığa karşı işlenen bu suç ceza hukuku alanından kaçırıldı. Ali
Kırlangıçlı'ın akıbeti karanlıkta bırakıldı ve failleri korundu.
2010 yılında Hanefi Avcı'nın 'Haliç'te Yaşayan
Simonlar' adlı kitabı piyasaya çıktı. Kitapta Kartal/Esentepe'de 6 Mart 1993
tarihinde gerçekleşen ev infazını planlayan kişinin dönemin İstanbul İstihbarat
Şube Müdürü Hanefi Avcı olduğu kendi beyanıyla açığa çıktı. Savcı Olay
Tutanağı, Adli Tıp Raporu, Olaylı Yakalama Ev Arama ve Zapt Etme Tutanağı'nda
Kartal/Esentepe'deki evde öldürülen kişi sayısı beş iken, Hanefi Avcı kitabında
bu operasyonda altı kişinin öldürüldüğünü yazdı. Bahsi geçen altıncı kişinin
aynı operasyon kapsamında Fatih'te gözaltına alınan ve hiçbir resmi evrakta
ismi geçmeyen Ali Kırlangıçlı olup olmadığına ilişkin henüz bir resmi açıklama
yapılmadı.