
Erdoğan ve tayfası, Almanya ve
Hollanda hükümetlerinin evet kampanyası için AKP'li bakan ve yetkililere konuşma engelli çıkarması, AB ile AKP hükümetini
karşı karşıya getirdi.
AKP iktidarı Avrupa ülkelerinin devlet
yetkililerine yönelik konuşma-miting
yapma yasağı getirmesini, Nazizmin Avrupa da hortlaması,demokrasinin katli
olarak görüp-gösterirken, Türkiye de OHAL-KHK rejimi ile AKP'ye yönelik eylemleri yasaklamakta ve farklı düşünenleri ve hayır kampanyası yürütenleri zindanlara
kapatmaktan geri kalmayarak, ne kadar demokrat olduklarını ortaya
koymaktadırlar.
TC devletinin dümenini elinde tutan Erdoğanın
önderliğindeki AKP iktidarı Avrupa devletleri
arasında gerilim tırmanıyor. Türkiye’de Die Welt muhabiri Deniz Yücel’in
tutuklanması ve Almanya’ ve Hollandanın , AKP’li bakanların yapmak istedikleri
referandum toplantılarını yasaklaması gerilimi yeni bir aşamaya taşıdı. Bu
tırmanışın Türkiye’de referandum, Almanya’da ise bu yıl seçimlerin yapılacak
olmasıyla ilişkisi olmakla birlikte, mesele yalnızca bundan ibaret değil. Söz
konusu gerilim ve çatışmanın bir geçmişi olduğu gibi bir de geleceği var. Asıl
olarak emperyalist kapitalist dünyanın içerisinden geçmekte olduğu yeniden
kamplaşmalarla ilişkili olan bir durum bu. Avrupa da 5 milyona yakın gibi büyük bir kitleye varan Türkiye kökenli
göçmenler topluluğunun varlığı ve bu kitle üzerinde süren faşist dinci gerici
tepişmeler de bu çelişki ve çatışmanın toplumsal kaynaklarını oluşturuyor.
Yaşanan gerilim bir bütün olarak
Türk sermaye devletiyle Avrupa tekellerinin devleti arasında olmaktan ziyade
Erdoğan rejimiyle Alman devleti arasında sürüyor.
Erdoğan’la Avrupa tekelleri
arasında süren gerilim ve çatışmanın reis ve yandaşlarının sundukları gibi
demokrasiyle bir ilişkisi yoktur. Erdoğan’ın her zaman olduğu gibi desteksiz
salvolarının da hiçbir inandırıcılığı yoktur. Almanya’daki göçmenler
topluluğunu oy deposu olarak gören Erdoğan kiliği, Avrupa emperyalist
devletinin göçmenlere yönelik olarak uyguladığı ırkçı- ayrımcı politikaların
biriktirdiği tepkiyi çirkef ve karanlık amaçları için kullanmaktan başka bir
niyet taşımıyor. “Reis” ve tayfası basit ve ciddiyetten yoksun suçlamalarla,
Almanya ve Hollanda'ya yönelik kof
efelenmelerle-ki TC devletinin dış pazarının yüzde 60'a yakını AB ülkeleri
oluşturuyor- işlediği suçların üzerini kapatarak, göçmenler topluluğunun
içerisinde bulunduğu durumu sömürüyor. Onların Hitler suçlamaları ise
ikiyüzlülükten ötedir. Hitler faşizmini bugünkü Almanya ile özdeşleştirerek
Hitler faşizmini aklamanın basit piyonları