
127 gündür direnişlerini sürdüren ihraç edilen kamu
emekçileri Nuriye Gülmen ve Semih Özakça, 6 günlük gözaltının ardından serbest
bırakıldı. Açlık grevinin 7. gününde olan Gülmen, Yüksel’deki nöbeti devralarak
direniş alanında sabahladı
KHK’ler ile işlerinden ihraç edilen kamu emekçileri
Nuriye Gülmen ve Semih Özakça, “İşimizi geri istiyoruz” diyerek Ankara Yüksel
Caddesi’nde sürdürdükleri direnişin 121. gününde (9 Mart) gözaltına alınmıştı.
Acun Karadağ da gözaltına alınmış, ertesi gün serbest bırakılmıştı.
6 gündür gözaltında olan ve dışarıda 11 Mart’ta
başlayacakları açlık grevine gözaltında başlatan Nuriye Gülmen ve Semih Özakça,
14 Mart’ta çıkarıldıkları savcılıkta serbest bırakıldı. Adliye önünde bekleyen
dostları “Emekçiyiz, haklıyız, kazanacağız” sloganlarıyla karşıladı. Gülmen ve
Özakça buradan direniş alanına geçti.
Nöbet, açlık grevi ile sürüyor
Bugün (15 Mart) direnişin 127. gününe gelen ve açlık
grevinin 7. gününde olan Gülmen, gözaltından çıktıktan sonra Yükselde’ki nöbeti
devraldı. Acun Karadağ da destek için alanda yer aldı.
‘Cezaevinde felç eden işkence’ iddiası..!
Kırıkkale F Tipi Cezaevinde tutuklu ve hükümlülere
yönelik işkence ve kötü muamele iddiaları yargıya taşındı. İddiaya göre OHAL’le
artan keyfi uygulamaları protesto için oturma eylemi başlatan mahpuslar,
işkence edilerek hücrelerine götürülüyor. Boynunda 6 fıtık bulunan oğlu Emrah
Yayla’nın bileklerinin gardiyanlar tarafından arkadan bükülerek ensesine
değdirildiğini belirten annesi Zeynep Yayla, bu uygulama nedeniyle oğlunun felç
kalmasından endişe ettiğini anlattı. Anne Yayla, cezaevi yönetimi ve
gardiyanlar hakkında suç duyurusunda bulundu.
Kırıkkale F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevinde tutuklu
bulunan Emrah Yayla’nın annesi Zeynep Yayla, oğlu ile birlikte çok sayıda
siyasi tutuklu ve hükümlünün yasal haklarını kullanamadıklarını belirtti.
Ziyaretler sırasında ciddi hak ihlalleri yaşandığına tanıklık ettiğini söyleyen
Yayla, hiçbir yayının tutuklu ve hükümlülere iletilmediğini, 10 saat olan
sohbet hakkının 6 saat ile sınırlandırıldığını, sağlık muayenesi gibi temel
ihtiyaçların mahpusların sağlığını daha da bozacak şekilde geciktirildiğini
ifade etti. Adli mahkumlara ayda bir kez 2 saat açık görüş hakkı verilirken
siyasi mahpusların bu hakkının OHAL gerekçesiyle 1 saate indirildiğini söyleyen
Yayla, 15 Temmuz darbe girişimine katıldığı iddiasıyla cezaevinde tutulanlara
ise hiçbir şekilde açık görüş hakkı tanınmadığını iddia etti. Zeynep Yayla,
oğlunun da aralarında bulunduğu bir grup tutuklu ve hükümlünün bu hak
ihlallerine karşı pasif bir eylem biçimi olarak oturma eylemi yaptıklarını
anlattı. Anne Yayla, “Oğlum bu direnişi yasal hakkının uygulanmasını istediği
için yapmaktadır. Asıl tartışmak ve çözmek gereken oğlumun neden böyle bir
direnişe başladığıdır. Ama hapishane idaresinin talimatıyla bu oturma eylemi
sırasında oğluma işkence yapılmaktadır” dedi.
‘ELLERİ ARKADAN ENSESİNE DEĞDİRİLİYOR’
Yayla, oğlu eyleme ilk başladığında yerde sürüklenerek
hücresine götürüldüğünü ancak 28 Şubat gününden bu yana mahpusların işkence
edilerek hücreye götürüldüğünü iddia etti. Zeynep Yayla, “Oğlumun kolları
arkadan dirsekten bükülerek sırta yapıştırılmakta, bilekleri bükülerek elleri
ensesine kadar değdirilmektedir. Oğlumun boynunda 6 tane fıtık bulunmaktadır.
Bu konuda da hapishane idaresi yetersiz kalmaktadır. Oğlumun tedavisi kasten
geciktirilmektedir. Bu işkence sebebiyle oğlumun felç kalma riski vardır” dedi.
Benzer şekilde işkence gören diğer tutuklu ve hükümlünün kolunun incindiğini,
his kaybı yaşadıklarını aktaran Yayla, bu uygulamanın kas yırtığı ve kemik
kırılması gibi rahatsızlıklara yol açabileceğini dile getirdi.
İşkencenin bizzat cezaevi yönetiminin talimatıyla
başlatıldığını belirten Zeynep Yayla, Cezaevi Birinci Müdürü Erol Ö’ye tepki
gösteren oğluna “Sizi sürükleyerek götürmek lüks. Bundan sonra bu şekilde
götürüleceksiniz” dediğini iddia etti. Bu işkencenin cezaevinin kamerasız
kısımlarında yapıldığını belirten Yayla, cezaevi müdürleri ve gardiyanların
yasalara aykırı hareket etmeleri ve insanlık onurunu aşağılayıcı uygulamaları
nedeniyle yargılanmasını istedi. Gazetemize konuşan Yayla, sadece oğlu için
değil diğer tutuklu ve hükümlüler için de endişelendiğini söyledi.