Komünst Önder İbrahim Kaypakkaya, ihtilalci fikirlerinden ve devrimci pratiğinden, ülkemizde yürüttüğü mücadelenin halk içerisinde yarattığı devrimci etkiden dolayı, katledilişinin üzerinden 30 yıldan fazla zaman geçsede devletin ve hakim sınıfların korkusu olma özelliğini yitirmiyor. Halkın Kaypakkaya sevgisi ve Kaypakkaya’nın fikirlerine ve mücadelesine duyduğu sevgi ve saygısı herkes tarafından bilinen bir gerçeklik olduğu gibi, yine bir diğer bilinen gerçeklik ise, Kaypakkaya’nın devlet tarafından Diyarbakır işkencehanelerinde 90 gün boyunca her türden işkencelerden geçirilip katledilmesi ve ardından ona dair ne varsa yasaklanması durumu.Ülkemizde yaşanan farklı ulus ve azınlığa mensup halkımızın, devlet karşısında çektiği acılara ve eşitsizliğe karşı çözüm yolunu devrimci tarzda berrak ve analaşılır bir şekilde gösteren ve halkın siyasi iktidarı için ilernecek yol güzergahında dost ve düşmanların kimler olduğunu net şekilde analizlerle ifade eden Kaypakkaya ve onun yoldaşlarıyla birlikte yarattığı mücadelesi, devletin herzaman en gerici yönüyle bastırılmak istenmiştir. Özelikle Kaypakkaya ve günümüze ulaşan devrimci değerleri, devlet tarafından içi boşaltılamadığı, “sağa-sola” çekilemediği ve kendi yapısallığı içerisinde eritilemediği içindir ki, hakın gerici iktidara karşı zafere ulaşmasını sağlayacak devrimci iktidar mücadelesinin bilimsel ifadesi olan Kaypakkaya ismi her zaman ülkemiz topraklarında gerici egemen güç tarafından çeşitli yöntemlerle saklanmak istenmiştir.
Ancak tüm saldırılara rağmen Kaypakkaya ülkemiz halklarının hafızasında en saygı ve sevgiye değer köşesinde silinmemek üzere yer edinmiştir. Ve kaypakaya kişi ya da kurumlara değil, halka mal olmuş bir isim ve bir değer ve bir mücadeledir. Hatırlanacağı üzere Dersim Demokratik Halk Dayanışması’nın 29 Mart yerel seçimler sürecinde Bağımsız Belediye Başkan Adayı Murat Kur için düzenlenen mitingde konuşan Mehmet Özcan ve Pınar Sağ hakkında Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatılmıştı. Bu soruşturmanın ardından Tunceli BDP Milletvekili Şerafettin Halis ise TBMM’ye soru önergesi vererek, devlet tarafından işkenceyle katledilen komünist önder İbrahim Kaypakkaya’nın katledilişinin açıklanmamasının hangi “sır”a girdiğini sorması da yine devletin Kaypakkaya’ya olan tahammülsüzlüğüyle karşılanarak, “Sakıncalı” talep olarak geçiştirildi.
İbrahim Kaypakkaya’nın kardeşi Feride Ayata: Arka planında Kaypakkaya’nın düşünceleri yatıyor!
Devletin Kaypakkaya tahümmülsüzlüğü bu denli açık olduğu memleketimizde, İbrahim Kaypakkaya’nın kardeşi Feride Ayata; TBMM’nin soru önergesinin sakıncalı bulunmasının nedenlerine ilişkin kısa bir açıklamada bulundu. Bu sorunun yeni bir sorun olmadığı, işkencede katledilen bir kişinin ölümünün üzerinden 37 yıl geçmesine rağmen korkuluyor olmasının arka planında İbrahim Kaypakkaya’nın düşüncelerinin yattığını ifade etti.
Feride Ayata yaptığı açıklamada; “Che Guevara’nın kahraman ilan edilmesine karşılık, KAYPAKKAYA soyadının bile sakıncalı görülmesinin altında yatan gerçekliği, tüm ezilen halklar ve emekçiler cephesinde anlamak mümkündür. O’nu hala inkâr edenler nezdinde anlamakta da zorluk çekmiyoruz, düşüncelerinden koparılmak istenen ve hala korku salan bir nitelik var, bunu görmek gerekir” diyerek düşüncelerini Demokratik Haklar Federasyonu ile paylaştı.
İbrahim Kaypakkaya’nın 68 kuşağının komünist düşünceleri; dostlarını da düşmanlarını da sarsmaya devam ediyor!
Feride Ayata ayrıca; İbrahim Kaypakkaya’nın sanatçılar tarafından anılmasının bile suç olarak değerlendirildiği, bir yandan devletin sahte açılımlarla demokrasi yanılsaması yarattığını diğer yandan “Ağabeyimin öldürülmesinin arkasındaki gerçekliğin neden saklandığını biz de ailesi olarak çok merak ediyoruz” dedi. Feride Ayata; babası Ali Kaypakkaya’nın ‘68 kuşağı ile ilgili açtığı dava ve o günden bu yana İbrahim Kaypakkaya ile ilgili diğer davaların hiçbir şekilde bir sonuca ulaşamamasının ardındaki ‘sır’rı merak ettiklerini ve takipçisi olacaklarını da açıkladı.
İbrahim’in posterini, fotoğrafını, flamasını, pankartını taşıyan öğrenciye, işçiye, köylüye ve diğer halk kitlelerine “suç ve suçluyu övme” davası açılması ve ailesi, dostları, yoldaşları olarak anıtmezarını ziyarette bulunan insanlara soruşturma açılmasının düşünceleriyle kavrandığı müddetçe anlaşılabileceğini ve bütün bu davaların takipçisi olup, ilerleyen günlerde bu konuyla ilgili bir açıklama yapmayı düşündüklerini ifade etti.