Katıldığı bir TV programında sanatçı Ahmet Kaya’nın eşi Gülten Kaya çarpıcı açıklamalar yaptı. İşte o açıklamalardan bazıları:Açıkçası o tür insanlar için artık insani olarak sadece üzülüyorum çünkü onun için artık yapacak pek fazla bir şey yok. Ahmet Kaya’yla ilgili atılan başlıklar Hrant Dink’le ilgili atılan başlıklar, Kürt halkıyla ilgili, 28 Şubat sonrası atılan başlıklar… Öldürülen Kürt işadamlarıyla ilgili, o gazetelerde listelerin yayınlanması filan o kadar çok günah var ki ortada. Bu kadar ağır günah var ki ortada dolayısıyla bu kadar ağır günahlar işleyen bir insana ben insani vicdanım üzerinden üzülüyorum. Sadece üzülüyorum yani çok yazık.
.Gündem belirleyen gazeteciler olarak bir araya geliyorlar, oturup konuşuyorlar ve sohbet eder gibi konuşuyorlar. Yani o kadar ağır konuların üzerinden o kadar naif geçiyorlar ki bunlar bu ülkede onların marifetiyle yapılmamış gibi ya da onlar bunun mağdurları olmamış gibi.
Çünkü konuşmak bile acı veriyordu ama hani… Mesela yüzüne yerleşen ifadeyi hiç unutmuyorum, hayatım boyunca da hiç unutmayacağım, çok kısa mesafeler arasında olan evimizle ofisimiz arasında bile gidip gelememeye başladı Ahmet. Yani bizim sokaktaki insanlar gazeteler bir şey yazınca onu doğru kabul ediyorlar. Yani oradan informe oluyorlar çünkü. Bizim ülkemizde hele çok böyledir yani. Onun için Hrant Dink olayında olduğu gibi siz bir süreci köpürtüp köpürtüp bir noktaya getiriyorsunuz, ve sonra buyrun diye atıyorsunuz önlerine. Kuşkusuz ki ordan çıkıp sevgili Rakel’in deyimiyle hani bebekten yaratılmış bir katilin Ahmet’e fiilen zarar vermesi an meselesiydi. Yani onun için bazı gazeteciler Ahmet’in aramızdan yarılışına dolaylı cinayet diyorlar. Kabul ediyorum bu tanımı, bu bir dolaylı cinayettir ve çok ciddi payı vardır o insanların. Onun için böyle ekranda filan böyle inanın ki ben konuşurken bile kirlendiğimi hissediyorum. Yani bu insanların bahsi geçtiğinde kirlendiğimi hissediyorum, çok açık söylüyorum. Yani kirleniyorum adeta. Ve bunlar hala gazete yönetiyorlar, hala ekranlarda olabiliyorlar ve hala konuşabiliyorlar.
Mesela diyor ki ‘Keşke öyle bir gecede düşüncelerini biraz daha yumuşak bir tonda ifade etseydi’. Bu nasıl faşizan bir şeydir yani? Sen nasıl kendini bir erk olarak görüyorsun da bunu bize dikte ediyorsun? Kürt halkının canına okunmuş, adam kendi ana dilini kullanamıyor, ana dilinde şarkı okuyamıyor, son derece tebessümle bunu açıklamaya çalışıyor. Yumuşak tonu nedir bunun? Sonra bunu nasıl bir medya çalışanı dikte edebilir bir sanatçıya? Bakar mısınız yani burada bir samimiyet yok. Burada kendisinin bile hala içselleştiremediği son derece faşizan bir tutum var. Öyle yapsaydı da ben filan… Kendini bu ülkede her şeyin üzerinde bir erk olarak görme, bu ruh bozukluğudur başka bir şey değil.