18 Mart 2010 Perşembe

Sakıncalı liseliler!



Aleme nizam vermekle mükellef eğitim sistemi, Tekel işçi direnişine destek etkinliği düzenlediği için 24 lise öğrencisini okuldan attı.

İstanbul Çekmeköy Mehmetçik Lisesi'nin 24 öğrencisinin ilişiği ilçe Milli Eğitim Müdürlüğü kararıyla kesilmiş.

25 Şubat günü Tekel direnişine destek için bahçede etkinlik yapıp, halay çeken öğrencilerin ellerine süratle tasdiknameleri tutuşturulmuş.

İstihbarat kamera kayıtlarının öğlen arasında bahçede toplanan öğrenci kalabalığı dışında bir şey göstermediği belirtiliyor.

Ama okul müdürünün öğrencilere 'Sen Tekel işçisinin maaşı kaç lira biliyor musun?' sorusu çok tanıdık ve manidardı.

Böylece sosyal hassasiyetlere kör ve sağır gençlik stilizasyonuna uymayan 24 öğrenci, 'sakıncalı' bulunup eğitim dışı bırakıldı. Çünkü şahsi menfaatlerine odaklanma yerine 'şeytani toplumsal içerikli ayine' katılmışlardı.

Eğitim kurumundan ziyade 'nöbetçi asayiş sektörü' gibi faaliyet gösteren okulların mesaisini, 'öğrenci gözetlemek ve cezalandırmak' teşkil ediyor.

Ulu orta bütün resmi mercilerin toplumsal konulara ilgiyi 'solculuk ve ideolojiklik' diye suçlamasının kendisi, katı ve baskıcı ideolojik performans.

Somut insanlık durumlarından kopuk gençlik günümüz 'milli şuurunun'vizyonunda birincil hedef.

Piyasaya yedek iş gücü ya da tüketici kimliğinden başka kimliklere ve etkinliğe müsaade vermeyen 'zihniyet kalıbı dökümcüleri' heyecan içinde öğrenci jurnalliyor.

Ama Avrupa'da lise öğrencileri, vızır vızır sistem eleştirisi ve 'öğrenci hakları' mücadelelerinde 'birey' kabul ediliyor.

12 Kasım 2009'da 120 bin Alman lise öğrencisi sokaklarda 'eğitim sistemindeki reformları' protesto etti.

Ve yerel parlamentoları kuşattılar, siyasetçilere geri adım attırdılar.

Yunanistan'da 15 yaşındaki bir öğrencinin polis kurşunuyla öldürülmesinin ardından liseliler günlerce polis kuvvetlerini okullarına bile sokmadı.

Bu gençlere aileleri, öğretmenleri ve büyüklerinin desteği muazzamdı kimse okuldan atılmadı.

Memleketimizde ise 'geçmiş hortlatılarak' öğrenciler ve aileleri sindirilmeye çalışılıyor.

Sosyal devletin birikimlerinin yavaş yavaş piyasalaşarak hayattan çekildiği ve güvencesizlik ve geleceksizlik duygusunun yoğunlaştığı toplumsal iklimde 'solculuk muhbirliği' eşzamanlı artar.

Artan derin sosyal hoşnutsuzluğu 'harbi milli üslup' bile yatıştıramayacağından siyasi geleneğimiz özüne irca ederek 'sol düşmanlığını' azdırır.

Hak arayan Tekel işçisine 'ideolojik', otobüs zammına karşı çıkan Ankara halkına 'komünist', Tekel işçi direnişine sempati duyan liselilere 'solcu', oldukları tebligatı yapılır ve kollar sıvanır....

Gariban/ezik/mağdur kitle psikolojisine gidecek yollar böyle döşenir.

Nihal Kemaloğlu

Akşam / 18.