5 Şubat 2010 Cuma

Cemil Bayık: Zor bir yıl olacak

KCK Yürütme Konsey Başkan Yardımcısı Cemil Bayık, ''Türkiye bu yıl sonuç almak istiyor. Zor bir yıl olacak. Amaçları PKK dışındaki Kürtleri esas alarak çözümü geliştirmektir. PKK çizgisindeki Kürtler sistemin hizmetine girmeyecektir. AKP, bu yıl PKK'yi tasfiye edemezse iktidarda kalamayacağını biliyor. Kaybedecekler. Hatta birçokları mahkemeye verilerek görevden alınacaktır'' dedi. Kürt sorununun demokratik siyasi zeminde çözülmesinin önünün açılması için AKP'nin Kürdistan'da bitirilmesi gerektiğine vurgu yapan Bayık ile KCK Yürütme Konseyi Başkan Yardımcılarından Bozan Tekin ANF'ye açıklamalarda bulundu. AKP, Kürt planında bu yılda ısrarcı olacağını belirtirken, Kürt iradesini kabul etmeyen bu plan karşısında PKK yetkilileri ise direneceklerini belirtiyorlar. Kapsamlı askeri operasyonların gündeme olduğuna ve bu operasyonlar karşısında sessiz kalmayacaklarına dikkat çeken KCK Yürütme Konseyi Başkan yardımcılarından Cemil Bayık ve Bozan Tekin 'zor bir yıl olacak' dediler. AKP hükümeti Kürt sorununun çözüleceğine dair toplumda büyük umut yaratarak 2009 yılına giriş yaptı. Fakat Kürtlere yönelik siyasal, psikolojik ve fiziksel baskı uygulamalarından yıl boyunca vazgeçmeyerek, yılın sonlarına doğru toplumda hayal kırıklıklarının doğmasına neden oldu. Bu durum anket sonuçlarına, son dokuz ay içerisinde AKP oylarının 6 puan gerilediği şeklinde yansıdı. Sorunun esas mağduru olan Kürtlerin yaşadığı ise sadece hayal kırıklığıyla sınırlı kalmadı. Seçilmişleri yasaklandı, binlerce öncü kadrosu gözaltına alındı, can güvenlikleri linç girişimleriyle 90'lı yılları aratmayacak şekilde tehlikeye girdi. Öte yandan Kürt sorununun çözümde muhatap adres olarak gösterilen Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın cezaevi koşulları ağırlaştırıldı, Kürt Özgürlük Hareketi'ni terörize ve kriminalize etmek için hükümet bütün imkanlarını sefer etti, DTP'yi de kapattı. Yaşananlar hükümetin uygulamaları karşısında toplumsal bir huzursuzluğa dönüşünce, 'bilinmeyen eller' Kürtler başta olmak üzere Türkiye'deki azınlıklara yönelik linç uygulamalarına giriştiler. Türkiye'yi toplumsal bir kaosa doğru hızla sürükleyen bu uygulamalar birçok çevreyi kaygılandırmaya başladı. Aydınların, solcuların, liberallerin, hatta AKP içinde bazı çevrelerin yüksek sesle dillendirdiği bu kaygılarla 2010 yılına girildi. Peki, umudun yerini kaygıların aldığı önümüzdeki günlerde ne olacak?

ABD'NİN HESAPLARI
Ortadoğu'nun en temel siyasi aktörlerden biri olan ABD'nin tutumu Türkiye için belirleyici düzeyde. Fakat ABD'nin de Irak, Afganistan ve Pakistan başta olmak üzere Ortadoğu genelinde yaşadığı birçok sorun mevcut. ABD'nin her üç bölgede de sonuç alabilmek için Kürdistan'da bir savaş istemediğini söyleyen KCK Yürütme Konsey Başkan yardımcılarından Cemil Bayık, ABD'nin Türkiye'den Kürt sorunun çözümünü istediğini belirtti. Çözüm konusunda da Türkiye'ye her türlü yardımda bulunduğuna dikkat çeken Bayık, ABD'nin Türkiye için öngördüğü yaklaşımın 'Kürtleri kabul edeceksin, kabul etmeyle Kürtler PKK'den kopabilir, eğer koparsa baskılarla PKK teslim alınabilir, teslim alınamazsa zaten siyasette tecrit edilmiştir, askeri bir darbeyle üzerine gider ve bitiririz' şeklinde olduğunu ifade etti. ABD'nin hem Türkleri hem Kürtleri stratejisi doğrultusunda kullanmak istediğine vurgu yapan Bayık, bunun önünde bir tek PKK'yi engel görüldüğünü söyledi. PKK dışında bir çözüm istediğini söyleyen Bayık, ABD'nin yeni dönem planını 'Amaçları PKK'nin dışındaki Kürtleri esas alarak çözümü geliştirmektir. Ancak böyle olursa Kürtler sistemin hizmetine girebilir. Yoksa PKK çizgisindeki Kürtler sistemin hizmetine girmeyecektir. Bu nedenle sistemin menfaati, PKK sorununun bir gün öncesinden çözülmesini gerektiriyor' sözleriyle ifade etti.

AKP YETKİLİLERİ MAHKEMELİK OLACAK
Türkiye'nin ise Amerika'dan daha farklı düşündüğüne ifade eden Bayık, Türkiye'nin ''Eğer ABD, Avrupa bana yardım ederse PKK'yle çözüme girmeme gerek yok, kandırma siyasetle PKK ve Kürtleri tasfiye ederim'' planı içinde olduğunu dikkat çekti. Bayık, hem kapitalist sistemin hem de Türkiye'nin bu yıl sonuç almak istediğini, bu yüzden de zor bir yıl olacağının altını çizdi. PKK'yi bu yıl tasfiye edememesi durumda AKP'nin birçok yöneticisinin mahkemelerde bile yargılanabileceğine işaret eden Bayık, şunları söyledi; 'AKP, 2010 yılında PKK'yi tasfiye edemezse iktidarda kalamayacağını biliyor. Kaybedecekler. Hatta birçokları mahkemeye verilerek görevden alınacaktır. Eğer PKK konusunda sonuç alamazsa, iktidarda kalamayacağı gibi kendisinden hesap da sorulacaktır. Bu yüzden AKP tüm gücüyle PKK'yi tasfiye etmek istiyor.'

'AKP KÜRDİSTAN'DA BİTİRİLECEK'
Kürt sorununun demokratik siyasi zeminde çözülmesinin önünün açılması için AKP'nin Kürdistan'da bitirilmesi gerektiğine vurgu yapan Bayık, 'Eğer AKP'yi Kürdistan'da bitirirsek, devletin PKK'yi tasfiye etmek için elinde kullanabileceği hiçbir siyasi güç kalmayacaktır. AKP onların son umududur. AKP'yi kapatmamalarının nedeni de budur. AKP üzerinden PKK'yi tasfiye etmeyi düşünüyorlar. AKP'ye verilen görev budur. Ellerinde başka bir güç yok. Ellerinde başka bir gücün kalmaması devleti çözüme mahkum edecektir. AKP bunun son aşaması olarak ele alınabilir. AKP'den umutları olduğu müddetçe sorunun çözümü için adım atmayacaklardır. AKP'yi Kürdistan'da bitirirsek, diğer partiler gibi yaparsak sonuca gidebiliriz' dedi.

ASKERİ OPERASYONLAR GÜNDEMDE
İçişleri Bakanı Beşir Atalay geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada 'Kısa sürede önemli bazı gelişmeler olacak. Terörü kökünden bitirecek adımlar atıyoruz' sözleriyle devletin Kürtlere karşı izleyeceği politikanın geçmiş yıllara göre çok farklı olmayacağının belirtti. Bu sözler AKP hükümetinin uzun süredir dile getirdiği, Kürt Özgürlük Hareketine karşı salt askeri değil siyasi, sosyal, psikolojik, ekonomik, askeri her konuda ilan edilen savaş durumunun bu yıl da süreceği anlamına geliyor. Kürt siyasetçilerine yönelik operasyonların ardından kapsamlı askeri operasyonların gündeme gireceğini söyleyen KCK YK Başkan yardımcılarından Bozan Tekin ise 2010 yılında yaşanacak olası gelişmelere ilişkin görüşlerini şu şekilde dile getirdi; 'Türkiye bir taraftan DTP'yi kapatarak aslında o düşünceyi, o fikri idam etti. Bu siyasal alanda bir idamdır. Kalem kırılmıştır. Siyasi katliam dediğimiz budur. Daha sonra bu çizgide kim varsa tutukladı ve bu devam etmektedir. Siyasal alana yönelik bu saldırıların ardından büyük olasılıkla daha kapsamlı bir askeri operasyon söz konusu olacak. Bu hem Medya Savunma Alanlarına hem de Kuzey'e dönük gerçekleşecektir. Zaten Kuzeyde operasyonlar sürüyor. Medya Savunma Alanlarına dönük de neredeyse günlük olarak havan ve top atışları yapılıyor. Keşif faaliyetleriyse hiç durmadı. Sınır ötesi operasyon için tezkere de hazırda bekletiliyor.'

'SESSİZ KALMAYACAĞIZ'
Her türlü siyasi ve askeri operasyona karşı hem gerilla hem de halk olarak direneceklerini söyleyen Tekin, 2010 yılının çetin geçeceğinin mesajını verdi. Kendilerine karşı yürütülen saldırılara karşı misilleme haklarının saklı bulunduğuna işaret eden Tekin, 'Gerilla, Türk devletinin imha operasyonları sürdüğü müddetçe tabi ki kendini doğal olarak savunacaktır. Bu saldırılar durmadığı müddetçe halkımız ve gerillamız misilleme hakkını kullanacaktır' diye konuştu. PKK'nin Kürt sorununun çözümde en önemli taleplerinden bir tanesi de Kürt halkının ve azılıkların haklarını güvenceye alacak bir anayasanın hazırlanmasıdır. Bu konu dönem dönem Türkiye'nin gündemine de getirildi. 2010 yılının ilk günlerinden itibaren yeniden bir anayasa değişikliğinden söz edilmeye başlandı. Fakat anayasa değişikliği söyleminin bir seçim yatırımı olduğunu söyleyen Bozan Tekin, bu yılın seçim hazırlıkları ile geçeceğinin sinyallerini verdi. Tekin, devamla şunları söyledi: 'Anayasa değiştireceğim söylemi, seçim yatırımlarıdır, seçim hazırlıklarıdır. Kürt halkını beklentiye sokmaktır. İşte 'bazı köklü değişiklikler yapmam için anayasa değiştirecek kadar milletvekiline sahip olmam gerekir. Bunun içinde bana oy vermeniz gerekir' demek için bu kez de halkımızı ve hareketimizi oyalama bakımından bu anayasa değişikliğini gündeme getirdiler. Biz bunun da büyük bir aldatma politikası olduğunu düşünüyoruz.'

DEMOKRASİ PLATFORMU GELİŞECEK
Önümüzdeki dönemde demokratik, siyasal mücadele vermekte de ısrarcı olacaklarının altını çizen Tekin, 'demokratik cumhuriyet, demokratik ulus, ortak vatan' çizgisinde mücadele verecek her oluşumla birlikte hareket etmeleri gerektiğini vurguladı. Herkesin kendi özgünlüklerini koruyacağı, sosyalist, radikal demokrat, liberal, aydın ve dürüst demokrat İslamcıların tek bir çatı altında, ortak bir oluşuma gitmeleri gerektiğinin mesajını veren Tekin, şunları söyledi; 'Çeşitli demokratik kesimlerden de bu tür talepler cılızda olsa geliyor. Biz bunu olabiliyorsa BDP çatısı altında, olmuyorsa genel bir demokrasi platformu biçiminde herkesin kendi özgünlüğünü koruyarak, 'demokratik cumhuriyet, ortak vatan, demokratik ulus' ekseninde bir mücadeleyi geliştirmeleri gerektiğini düşüyoruz.'

KÜRT ULUSAL KONFERANSINDA DİRETİLECEK
Türkiye ve Kürt siyaseti için bu yıl tartışılacak en önemli hususlardan birini de Kürt Ulusal Konferansı oluşturacak. Geçen yıl yapılması düşünülen konferans Türkiye'nin engellemesi sonucunda 2010 Mart'ına ertelenen konferansın önümüzdeki günlerde yeniden gündeme girmesi bekleniyor. Fakat Kürt planı çerçevesinde AKP'nin Kürt ulusal birlikteliğini engellemeyerek Kürt örgütlerini birbirine kırdırmaya çalıştığını söyleyen Tekin, Mart ayında yapılması düşünülen Ulusal Konferans'ın da engellemelerle karşılaşacağına işaret etti. Tekin, bunun karşısında 'Ortadoğu yeniden dizayn edilirken, burada Kürt halkının da ortak bir strateji, birbirine düşmanlık yapmama, çatışmama, ortak bir iradeyi açığa çıkarma, başka güçlerin yedeğine düşmeme temelinde bir ulusal konferans gerçekleştirerek, ulusal-demokratik birlikteliğini gerçekleştirmesi gerekiyor' diyerek, Kürt Ulusal Konferansı'nda direteceklerinin altını çizdi.

KÜRT İÇ SAVAŞI OLMAYACAK
Türkiye'nin, bütün Kürt örgütlerinin katılımıyla gerçekleştirilecek bir Kürt ulusal konferansına karşı çıkmasına temel neden olarak Kürtlerin kendi aralarında birliktelik sağlamalarını engelleme ve yeni bir Kürt iç çatışması yaratma diye gösteriliyor. AKP hükümetinin de Kürt planı çerçevesinde böylesi bir çatışmayı alevlendirmek istediği söyleniyor. Bu konuda da Bozan Tekin'in düşünceleri şöyle; 'Güneyli güçlerin artık eski güçler olduğunu düşünmüyoruz. Herkesin geçmişten çıkardığı tecrübeler var. Biz gelinen aşamada hiçbir Kürt hareketinin Kürt halkının düşmanları lehine, onların çıkarları için kendi kardeşlerine saldıracaklarını düşünmüyoruz.' Kürt Federe Bölge Başkanı Mesut Barzani de siyasi parti başkanlarıyla Selahattin kasabasında yaptığı toplantıda olduğu gibi konuyla ilgili bütün açıklamalarında 'biz bütün iç savaşları yaptık, bu gün onun sırası değil' diyerek, Tekin ile benzer duyguları paylaştığının mesajlarını veriyor.

KUTUPLAŞMA TEHLİKESİ VAR
Bozan Tekin gibi birçok KCK yetkilisi Kürt siyasetçilerinin tutuklanmalarına, Kürt Özgürlük Hareketine karşı askeri ve polisiye operasyonların sürdürülmesine ve Öcalan'a karşı sürdürülen baskılara karşı halk ve gerilla olarak direneceklerinin mesajını veriyorlar. AKP hükümetinin yanlış politikaları karşısında böylesi bir direnişin kaçınılmaz olduğunu dile getiren gazeteci Nuray Mert, bu direnişin 2010 yılında bir Kürt intifadasına dönüşebilme ihtimalinin olduğu öngörüsünde bulunuyor. Birçok aydın bir toplumsal kalkışma karşısında Türkiye'yi kaosa sürükleyecek olan en temel hususun, Kürtlerin en temel demokratik taleplerine bile polisiye tedbirlerle cevap verilmesinin toplumda yaratacağı gerilim ve devlete duyulacak güvensizlik olacağını gösteriyorlar. Yükselen toplumsal muhalefeti bastırmak için 'bilinmeyen bir el' tarafından idare edildiği söylenen linç girişimlerinin de devreye sokulmasıyla toplumsal gerilim ve güvensizliğin kutuplaşmaya dönüşeceği kaygısını taşıyorlar. Bunun sonucunda, Edirne ve Manisa'da yaşanan linç girişimlerinde olduğu gibi, en basit husumetten, en temel demokratik hakların istemine kadar her türlü olay ve talebin kutuplaşmaya gerekçe haline getirileceğinden kaygılanıyorlar. Nihat Kaya-Rojhat Laser/ ANF