TEKEL işçileri ile dayanışmak için eylem günü ilan edilen ve emekçilerin iş bıraktığı 4 Şubat öncesi kamu işveren sendikaları çalışanları yine tehdit etti. Daha önce yine TEKEL işçisi ile dayanışmak için yapılan 1 saatlik iş bırakma eyleminde kamu işveren sendikaları, eylemi engellemek için elinden geleni yapmıştı. 4 Şubat iş bırakma eylemi için de hükümet temsilcisi işveren sendikalarının aynı çabayı gösterdiği ortaya çıktı.
Türk Ağır Sanayi ve Hizmet Sektörü Kamu İşverenleri Sendikası (TÜHİS), 3 Şubat 2010 tarihli bir yazı ile üyesi bulunan kamu işyerleri yönetimlerine bir yazı gönderdi. Yazıda, 4 Şubat grev ve eylemlerine katılacak personel hakkında hukuki ve idari müeyyideler uygulanması ve ilgili personelin bu konuda uyarılması istendi. 4 Şubat sabahı ise Ankara Valiliği'nin grevle ilgili yazdığı yazı işyerlerinde çalışanlara okundu.
"Eylem huzursuzluğa yol açar"
TÜHİS'den bağlı bulunan kamu işyerlerine gönderilen yazıda,"Bilindiği üzere; Türk-İş Konfederasyonu 04.02.2010 Perşembe gününü 'Tekel işçileri ile dayanışmak için eylem günü olarak' ilan etmiş ve Türk-İş'e bağlı sendikalara üye işçilerin 'çalışmama hakkı' şeklinde ifade ettikleri bir eylem yapacaklarını ilan etmişlerdir" denerek bir uyarı gönderildi.
Yazıda yapılacak eylemin hukuk dışı olduğu belirtildi ve üretim kayıpları ile huzursuzluğa yol açacağı ifade edildi: "Hukuk sistemimizde kanuni dayanağı bulunmayan bu tür eylemler, söz konusu ihtilafla hiçbir şekilde taraf olmayan, bütün kanuni ve akdi yükümlülüklerini eksiksiz yerine getiren kamu ve özel sektör işyerlerinde telafisi imkansız üretim kayıplarına ve huzursuzluklara yol açabilecek niteliktedir."
"Müeyyide uygulayın"
TÜHİS ayrıca, kamu işyeri yönetimlerinden, greve ya da eylemlere katılan personel hakkında hukuki ve idari müeyyideleri uygulamalarını istedi: "Türk-İş'in almış olduğu karara uyarak, işyerlerinizde belirtilen eylemlere katılacak olan işçilerin iştirak ettikleri eylemin niteliğine göre kendilerine uygulanacak işlemler hususunda ilgi yazımız ekinde gönderilen TÜHİS'in yazılarında belirtilen hususların, uygulanmasını, memur hakkında ise yasadan gelen böyle bir haklarının bulunmaması sebebiyle katılım olması halinde hakları hukuki ve idari müeyyyidelerin uygulanacağının duyurulmasını önemle rica ederim."
Yazının ekinde ise, 2822 Sayılı Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Kanunu'nda yer alan, "yasa dışı" kabul edilen grev ya da iş bırakma eylemleri için uygulanacak yaptırımları içeren yazıda, işçilere yazılı ve sözlü biçimde ihtarda bulunulabileceği, işyerlerinde iş bırakma eyleminin ve eyleme katılanların noter kanalıyla tespit edilebileceği belirtiliyor. Bunun mümkün olmadığı durumda ise "yasa dışı eyleme katılan ve tahrik edenlerin, olayı gören personel ve işveren yetkililerince tutanakla imza altına alınması" isteniyor. Yetkili müdür ya da idare başkanlarına çalışılmayan süre ve ilgili hafta tatili ücretinin kesilebileceği, eyleme katılan işçilerin iş sözleşmelerinin ihbarsız ve tazminatsız feshedilebileceği belirtiliyor.
Aynı yazıda, 2822 Sayılı Kanunun 45. maddesinde bulunan "Kanun dışı bir grev yapılması halinde, bu grev veya bu grevin yönetimi ve yürütümü yüzünden işverenin uğradığı zararlar, greve karar veren işçi sendikası veya kanun dışı grev herhangi bir işçi kuruluşunca kararlaştırılmaksızın yapılmışsa, bu greve katılan işçiler tarafından karşılanır" hükmüne de atıf yapılıyor.