10 Şubat 2010 Çarşamba

TEKEL işçisinden mektup

"Burada yaşadıklarımız, gördüklerimiz bundan sonraki yaşantımızda bir ışık tutacak"

Biz asla kaybeden olmayacağız!
55 gün dile kolay, tamı tamına 55 gün oldu Ankara’nın bu soğuğunda, bu ayazında, olmadı başınıza yağan bu karın altında 55 gün direnmek her babayiğidin harcı olmasa gerek. Ama biz bunu başardık. TEKEL işçileri olarak omuz omuza, kol kola, yüreğimizi ortaya koyarak başardık ve başarmaya da devam edeceğiz.

Tüm bunları geleceğimizin teminatı olan çocuklarımız ve tüm sessiz çığlığı olan, bu çığlıklarını dile getiremeyenlerin çığlığı olmak, hep bir ağızdan anlatabilmek için verdiğimiz olağanüstü bir başarıdır.

Burada tüm dünyanın gözleri önünde, Türkiye gibi büyük bir ülkenin başkentinde, olmadı TBMM’nin 3 kilometre ötesinde direnmek, çadırkent kurmak kime nasip olabilir ki!

Bunları yaparken, onurundan, kişiliğinden ve duruşundan asla taviz vermeyen biz TEKEL işçilerine nasipmiş demek.

Gurur duymamak elde değil. Bütün bir halkın sevgisini kazanmak, desteklerini görmek ancak bizim TEKEL çalışanına nasipmiş.

İsrail’in bile Filistin halkına 14 gün boyunca işkence uygulamasına isyan edenlerin kendi emekçisine 55 gün uygulaması, ancak gözleri kör, kulakları sağır, vicdan ve merhamet duygularından yoksun olanların işi olsa gerek...

Hepimiz bir beden, bir yürek ve tek yumruk olduk. Adını da DİRENEN TEKEL İŞÇİSİ koyduk.

Kazanımlarımız elbet bunlarla sınırlı değildir. Burada başlayan dostlukların bir ömür boyu süreceği kanaatindeyim ve öyle de olması gerekir.

Biz asla kaybeden olmayacağız!
Hiçbir kazanımımız olmasa dahi burada yaşadıklarımız, gördüklerimiz bundan sonraki yaşantımızda bir ışık gibi duracaktır hep.

Yıllar sonra birileri bizden bahsederken kulaklarımız çınlayacak, yüreğimiz dost yürekleriyle ısınacak, gözlerimizin ışığı yanacaktır.

Yaşasın onurlu direnişimiz!
Yaşasın emeğin ve ekmeğin mücadelesi!Her gün yeni bir umut, yeni ufuklar olacaktır.Baş koyduğumuz bu uğurda yazacak, söylenilecek o kadar şey var ki, burada birkaç satırla dile getirmek biraz zor.

Hani derler ya, hayatımı anlatsam roman olur diye. Yaşadıklarımızı gösterebilirsek, belgesel olur. Bizden sonraki kuşaklara da yol gösterici birer ders olur.

Çok mu yazdım yoksa? Umarım yazdıklarımı okurken sıkılmazsınız.Her şeyin onurlu bir gelecek, tasasız, güzel yarınlar için olduğunu asla unutmayın.

Onurlu bir gelecek için yaşasın halkların kardeşliği!

Halil Aktaş, Bitlisli TEKEL işçisi