9 Kasım 2009 Pazartesi

ÇİFTÇİ-SEN : "10 Soruda GDO!"

Çiftçi Sendikaları Konfederasyonu tarafından "10 Soruda GDO" başlıklı broşür yayınlandı.

ÖNSÖZ
Bilindiği üzere tohum, bitkisel üretimin ve gıda zincirinin ilk halkasıdır. Tarım tohumun bulunmasıyla başlamıştır. Tohum olmazsa tarım ve gıda olmaz. Toprağa gübre (organik-kimyasal) saçmazsanız, bitkiye veya böceğe ilaç atmazsanız az da olsa bir miktar ürün alabilirsiniz. Ama toprağa tohum saçmazsanız ürün elde edemezsiniz. Bu nedenle üretici köylüler ve tüketiciler için tohum yaşamla eş anlamdadır.

Şirketlerin en büyük hayali de çiftçiyi / köylüyü kendilerine bağımlı kılmak için tohumu ele geçirmektir. Çünkü tarımsal üretimi kendi denetimleri altına almak isteyen şirketler bilirler ki, eğer çiftçinin tohumu varsa dışarıdan hiçbir girdi almadan bile üretim yapabilir. Çekici gücü kendi hayvanlarıyla sağlayabilir, gübreyi hayvanlarından ve bitkilerinden elde edebilir, zararlılarla kendi yöntem ve deneyimleriyle baş edebilir. Evet, bu nedenle, şu konu çok önemlidir: Şirketlerin tarım ve gıdada egemenlik kurmaları için tohumu ele geçirmeleri şarttır.

Onun için şirketler önce hibrit tohumları geliştirdiler. Şimdi de tohumların genleriyle oynuyorlar. Bitkinin genetik yapısı, bir kere olgunlaştıktan sonra bir daha filizlenmesini engelleyen bir gen yerleştiriyorlar. Bu işlemden sonra elde ettikleri tohumlara patent alıyorlar ve tohumun sahibi oluyorlar. Şirketlerin bu tohumunu kullanan çiftçiler şirketlere her yıl para ödeyerek tohum almak zorunda kalıyor. Çiftçi şirketten aldığı tohumu ektikten sonra elde ettiği üründen tohumluğunu ayırdığında yine şirkete ödeme yapmak zorunda olacak. Çünkü şirketler patent yoluyla tohumun sahibi yapılmış durumda!

Ayrıca bitkinin genetik yapısına başka bir gen yerleştirme yöntemi sayesinde şirketler, tohumların yanında ilaçlarını da satmış olacaklar. Başka bir deyişle çiftçiler olarak bizler tohumla birlikte aynı şirketin ilacını da almak mecburiyetinde kalacağız. Bu yöntemle şirketler sömürü kalemini ikiye katlayacak ve bizleri her yıl kendilerinden tohum ve ilaç almaya mecbur edecekler. Kısacası bu işleyiş şirketlere kazandıracak. Biz çiftçileri ise sadece zarar ettirmekle kalmayacak, aynı zamanda çoğumuzun toprağımızı kaybetmemize neden olacak, şirketlere bağımlı köle haline getirecektir.

Bilmemiz gereken bir diğer önemli konu da şudur. Bugün Türkiye’de genetiği değiştirilmiş tohumların üretilmesi, satılması ve kullanılması kanunen yasaktır.

Ancak büyük tarım, ilaç ve gıda şirketleri genetiği değiştirilmiş tohum kullanmanın serbest bırakılması için “Meclis toplansın yasa çıkarsın” istiyorlar. Çıkarılacak Yasada “genetiği değiştirilmiş tohumların üretilmesi, satılması ve kullanımı serbest olsun” diyorlar.

Türkiye’de çıkarılması düşünülen Ulusal Biyogüvenlik Yasa taslağında genetiği değiştirilmiş tohumların “üretim ve satışının serbest bırakılması, bu konuda yasağın kaldırılması” amaçlı bir çalışma olduğu, bizzat Devlet Bakanı ve Hükümet Sözcüsü Cemil Çiçek tarafından kamuoyuna açıklandı.

Gerekçe olarak da, genetiği değiştirilmiş tohumlar; “verimliliği arttırır, daha az ilaç kullanmayı sağlar, açlığa ve yoksulluğa çare olur” diye gösteriyorlar. Gerçek olmayan bu asılsız söylem ve propagandalarla kamuoyunu yanıltıyorlar, biz çiftçilerin de kafalarını karıştırmaya çalışıyorlar.
Bu nedenle Çiftçi Sendikaları Konfederasyonu olarak, bu broşürü hazırlayarak genetiği değiştirilmiş tohumlarla ilgili bilgi paylaşımında bulunmak istedik.

Saygılarımızla…

Çiftçi Sen Yönetim Kurulu