Akşam, ülkeye "esrarengiz" para girişinin nedenini buldu! AKP'nin "yeni" dış politika konsepti, ekonomiyi ihya etmiş. Rakamlar aynı şeyi söylemiyor, duayen iktisatçı Korkut Boratav ise tespite kuşkuyla yaklaşıyor. Türkiye'nin uzun süredir tartıştığı ekonomiye esrarengiz para girişleri ile ilgili tartışma, dün Akşam gazetesinin "Sır Para Körfezden Akmış" başlığıyla manşetine taşıdığı haberiyle yeniden alevlendi. Gazetenin, Türkiye Katılım Bankaları Birliği (TKBB) Başkanı Osman Akyüz'ün açıklamalarına dayandırdığı haberinde, ülke ekonomisine bir yılı aşkın bir süredir girmekte olan kayıtdışı sermaye girişlerinin kaynağı Körfez ülkeleri olarak gösterildi.
Türkiye'de İslami bankacılığın CEO'su konumunda olan Osman Akyüz'ün açıklamalarında, Körfez ülkelerinden gelen sermayenin artması ile Başbakan Tayyip Erdoğan'ın Davos çıkışı arasında bağ kurması ise dikkat çekti. Akyüz'e göre, AKP hükümetinin Başbakanın "One minute" çıkışından bugüne izlediği dış politika, ülkeye döviz yağmasını sağladı.
"Eksen kaydı, sermaye yağdı"
Akyüz, Erdoğan'ın Davos çıkışı ile Ortadoğu ülkeleriyle başlayan sıcak ilişkilerinin ekonomide meyvelerini verdiğini savunarak, son günlerde sıkça tartışılan bir başka başlığı da farklı bir açıdan bakıyor. Türkiye'nin izlediği "farklı" dış politika pratiklerinin, dünya krizinin yaşandığı dönemde ülke ekonomisinin çökmesini engelleyecek Arap sermayesinin girişini hızlandırdığını belirtiyor:
“Eksen kayması diye bahsediliyor. Türkiye ne Doğu’ya ne Batı’ya yüzünü döndü. Türkiye kendi bölgesinde kendi gücünü oluşturuyor. Her iki tarafta da var. Kuzeyde Ruslarla da çok iyi ilişkiler geliştirdik. Komşularla sorunlarımızı büyük ölçüde çözdük. Arap Aleminde Türkiye’nin popülaritesi artıyor. Türkiye’ye birtakım kayıt dışı paralar giriyor. Hata-noksan diyorlar. O paralar herhalde gökten yağmıyor. Yakın ülkelerle olan sıcak temastan geliyor.”
Akyüz'ün açıklamaları ve Akşam gazetesinin haberi manşetine bu şekilde taşıması, AKP hükümetinin izlediği dış politikanın meşrulaştırılmasına da yarıyor.
Rakamlar "One Minute bereketini" yalanlıyor
Türkiye'ye "esrarengiz" sermaye girişleri, krizin patlak vermesinden hemen sonra Ekim 2008'de ivme kazanmaya başlıyor. Ekim'de, 7,4 milyar dolar gerçekleşen kayıtdışı sermaye girişi, Ocak 2009'daki "meşhur" Davos şovuna kadar sürdü. "One minute" çıkışının ardından ise herhangi bir sıçrama yapmadan, krizle başlayan dönemdeki trendini koruyarak devam etti. Yani rakamlar, İslami bankacılığın tepe ismi Akyüz'ü doğrulamıyor.
Ekonomiye giren kaynağı belirsiz dövizlerin izlendiği Ödemeler Dengesi hesaplarındaki net hata-noksan kaleminde aylardır gözlenen yüksek pozitif değerlerin, birçok nedeni olabileceği biliniyor. Körfez sermayesinin kayıtdışı yollardan ülkeye sokulması bu nedenlerden yalnızca biri. AKP hükümeti döneminde, kayıt altına alınmış Körfez sermayesi özelleştirme ihalelerine katılmış, birçok kamu arazisini satın almış ve şirket satın alma işlemlerine imza atmıştı. Bu şekilde, Türkiye'ye "bir koyup beş alan" Körfez sermayesi, kayıt dışı yollardan ülkemize girerek daha fazla değerlenme yolları arıyor. Nitekim, dünya krizinin patlak vermesinin ardından giriş hızlandı. Ancak, bu kayıtdışı girişin devam edip etmeyeceği ve büyüklüğü tartışma konusu. Ekonominin dış finansman sıkıntısı çekeceği ve yabancı sermaye almakta zorlanacağı önümüzdeki dönemde, benzer kayıtdışı hareketlerin ekonomiyi seçimler öncesi rahatlatması güç görünüyor.
Boratav: Niye kayıtdışı?
Boratav, ekonomiye kayıtdışı sermaye girişlerini Körfez sermayesine ve AKP'nin dış politikasındaki açılımlarına bağlayan Akyüz'ün açıklamalarını, soL'a değerlendirdi: "Bir ara 19 milyar dolara ulaşan; daha sonra Merkez Bankası’nın 'düzeltme' operasyonuyla, 15 milyar dolar civarına inen kayıt dışı para girişlerinin olası dört kaynağı vardır: (1) Ülke içindeki bazı cemaat vs. çevrelerinin, “kasalarındaki” kayıt-dışı döviz varlıklarını, bankalar sistemine taşıyarak hükümete destek vermeleri; (2) dış dünyadan bazı sermaye gruplarının (İslâmî sermayenin) veya yarı-resmî çevrelerin uluslararası dayanışma ve/veya belli menfaatler karşılığında kayıt-dışı para girişi ('bavulla' veya Türkiye içindeki ortaklarının döviz varlıklarını harekete geçirerek) gerçekleştirmeleri; (3) yerli burjuvazinin “hayali dış borç ödemesi”ni telâfi eden ters yönlü döviz girişi; (4) hesap hatası…
İslâmî bankacılığın çatı örgütünün bir yöneticisi, ikinci seçeneğin geçerli olduğunu ileri sürüyor ve bu durumu 'one minute' çıkışına ve hükümetin Arap dünyasındaki yüksek prestijine bağlıyor. Körfez ülkelerinden gelecek paranın kaynağını bilecek durumda olduğu için sözüne önem vermek gerekir. Ne var ki, kayıt-dışı para girişlerinin büyük bölümü Davos çıkışından önce, 2008’in son aylarında gerçekleşmiştir. İkincisi, bu bankacı zatın ileri sürdüğü türden 'masum' bir dayanışma desteğinin niçin, kayıtlı banka işlemleriyle değil de, kayıt-dışı döviz aktarımlarıyla yapıldığını açıklaması gerekir. 'Kayıt-dışı' her para akımının ardında kara/gri bir çıkar ilişkisi veya yasadışı boyut aramak doğaldır."